USD43,17
%0.03
EURO50,30
%0.02
BIST12.385,61
%0
Petrol65,37
%-0.15
GR. ALTIN6.423,34
%0.94
BTC4.076.917,19
%-0.33
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Haluk GİRTİ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 10 Ocak Kutlaması Değil, Gazeteciliğin Cenazesi…

10 Ocak Kutlaması Değil, Gazeteciliğin Cenazesi…

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

10 Ocak Kutlaması Değil, Gazeteciliğin Cenazesi

Önceki gün takvimler 10 Ocak 2026’yı gösteriyordu.
Hani şu adına yıllar önce bir yerlerden esinlenilip “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” denilen gün…

Herkes sözüm ona bu günü sosyal medyada kutladı. Mesajlar, paylaşımlar, süslü cümleler…
Gerçi ben emekli gazeteciyim ama Girdap Haber’i yönettiğim için beni de o kategoriye koymuş olmalılar. Sağ olsunlar.

Ama durup bir düşünelim:
Hangi gazeteci?
Hangi gazete?
Hangi meslek?

Yahu dostlarım, o gazetecilik eskidendi.
Şimdi ortada gazete mi kaldı ki çalışanı olsun?

Ben bunu her yerde söyledim, yine söylüyorum:
Otuz yıllık gazeteciyim.
Otuz yıl… Dile kolay.

Yetmişli yıllarda başladım bu mesleğe. O zamanlar gazetecilik vardı.
Hem de hakikisinden…
Kağıda basılan, matbaadan çıkan, mürekkep kokan gazetecilik.

Ben polis muhabiri olarak başladım mesleğe.
Hangi gazetede mi?
Tercüman Gazetesi’nde.
Adı üstünde; halka ve olaylara tercüman.

O dönem birkaç büyük yazılı gazete vardı. Ama her biri Türkiye’nin tamamına seslenirdi.
Matbaa kokusu hâlâ burnumdadır.
O sıcak gazete kağıdını eline aldığında, içinde emek, ter, risk ve cesaret vardı.

Köşe yazarları yazardı; yer yerinden oynardı.

Bugün de yazanlar var elbette.
Ama ne kendileri varlıklarının farkında, ne de millet onların yazdığından haberdar.

Kendileri yazıyor, kendileri okuyor.

Gazete alan kaldı mı?
Alan ya bulmaca çözmek için alıyor…
Ya da cam silmek için.

Satılmayan gazeteleri toplayanlar var; işi bitince çöpe atıyor.

Küllüm zarar, fuzuli bir döngü.

Sonra ne oldu?
Dijital çağ geldi.

İnternet haberciliği, televizyon haberciliği, görsel içerik…
Haber artık cebimize girdi.
Akıllı telefonun varsa, dünya avucunun içinde.

Bu yüzden eski gazetecilik de, gazeteci de rafa kaldırıldı.

Soruyorum şimdi:
Bu gidişat iyi mi oldu?

Bence hiç iyi olmadı.

Teknoloji geliştikçe, mesleğin itibarı düştü.
Gazetecinin değeri eridi.

Hani derler ya: “Delikli demir çıktı, mertlik bozuldu.”

Aynen öyle.

Bu kadar dijital mecra var, haber cebinde duruyor, ama kimin umurunda?

Eskiden vapurda, trende, parkta…
Gazeteler açılırdı.
Yan gözle de olsa herkes okurdu.

Şimdi 7’den 77’ye herkesin elinde telefon var.
Ama neye baktığını kimse bilmiyor.

Haber mi okuyor?
Dedikodu mu izliyor?
Video mu kaydırıyor?
Boşluk mu dolduruyor?

Belli değil.

O yüzden dostlarım, bırakalım artık bu anma günlerini.

10 Ocak mesajlarıyla birbirimizi avutmayı da bırakalım.
O işler eskide kaldı.

Gazetecilik, bir günle kutlanacak bir meslek değil artık.
Zaten kutlanacak bir hali de kalmadı.

Madem hatırlayacaktık, o koskoca günde birbirimize mesaj atmakla yetinmeyelim.

Ama doğrusu şu: Hatırlamak bile artık gereksiz.

Çünkü gazetecilik, anma günlerinden önce yaşarken öldü.

Haluk GİRTİ

10 Ocak Kutlaması Değil, Gazeteciliğin Cenazesi…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!