Bu Halkın Günahı Neydi Allah’ım?

Allah’ım neydi günahımız, günahımız neydi Allah’ım… Dualarımızla yalvarmıştık, dualarımız da tutmadı Allah’ım. Peki biz nerede yanlış yaptık, biz nerde yanlış yaptık.
Hakikaten dostlarım şaka bir tarafa neydi bu halkın günahı tanrım, bu halk nerede yanlış yaptı diye bazen soruyorum kendi kendime.
Bu güzelim ülkeyi yöneten seçilmişler…
Adı üstünde: Seçilmiş! Bu halk, elindeki oy gücünü verip onları koltuklara oturtmuş. Demiş ki “Bizi sen temsil et, bize hizmet et, hakkımızı koru, ülkeyi adaletle, liyakatle, vicdanla yönet.” “Refah ve huzur içinde yaşayalım”
Ama ne olmuş?
O koltuklar bir kez ısınınca, halk unutulmuş. Hani şu yağmurda ıslanan, çocuğuna süt alamayan, elektriği kesilen, sabahın köründe asgari ücretle işe giden halk…
Onlar, yönetenlerin aklına sadece seçim vakti gelmeye başlamış.
Kendilerini ve yandaşlarını ihya etme çabası, artık gizlenmiyor bile. Saraylar yükseliyor, ihaleler el değiştiriyor, ballı maaşlar, yurt dışı seyahatleri, zırhlı araçlar, ve yüzlerce araçla konvoy, gösterişli törenler… Her biri halkın sırtından koparılan et parçası gibi. Malı hamuduyla götürüyorlar vallahi, hem de yetim hakkı falan da gözetmeden. Bizi bu makama getirenler sağ olsun yeter temennisiyle.
Halk ise o kendinden kopartılan eti bırak kasaplardan satın almayı artık rüyasında bile göremez halde.
Peki neden?
Neden bu halkı ferah içinde yaşatmak varken yaşamı zindan ederler insana?
Çünkü refah içinde yaşayan bir halk sorgular.
Çünkü tok bir vatandaş hesap sorar.
Çünkü özgür düşünen bir toplum yalanı, talanı, hukuksuzluğu affetmez.
O yüzden halk yoksul bırakılır. O yüzden geçim derdine gömülür. O yüzden çocuğunun geleceğini bile düşünemez hale gelir.
Çünkü yönetmek kolaydır, yeter ki insanlar düşünemesin.
Oysa bu topraklarda öyle bir potansiyel var ki…
Petrol olmasa da, gaz bulunmasa da bu halkın alın teri, zekâsı, emeği ve vicdanı yeter de artar.
Ama ne yapıyorlar?
Yoksulluğu yönetiyorlar. Çözmüyorlar.
Sadaka sistemini kuruyorlar. Refahı yaymıyorlar.
Bir avuç seçkinin refahı uğruna 85 milyonun kaderi satılıyor.
Şimdi soruyorum size ey yönetenler:
Bu halkın suçu neydi?
Sizi seçmek mi?
Sizin ilahlaşmanız için saraylar değil, dua eden bir halk yeterdi. Ama siz halkı dua etmeye değil, beddua etmeye mecbur bıraktınız.
Ve unutmayın; halk bir kez uyanırsa, o sandık var ya…
O sandık sadece seçmez, aynı zamanda unutturmaz.