Herkes yolunda, vatandaş ise isyanda!
Evin Önüne Park Ettin mi? Para Öde! Oh Ne Âlâ Memleket…

Bu ülkede ev almak yetmiyor.
Araba almak yetmiyor.
Vergi vermek, su içmek, nefes almak zaten yetmiyor.
Meğer evinin önüne park etmek de lüksmüş…
Yeni öğrendik.
Şimdi Çerkezköy’de işler net:
Ev senin olabilir ama önü belediyenin.
Sokak kamuya ait ama kasa anahtarı başkasında.
Adam yıllar önce ev almış. Altında otopark yok. Mahalle arası. Başka park yeri yok.
Ne yapsın bu adam? Arabasını omzuna mı alsın? Salona mı koysun?
Hayır… Evine geldi mi, park fişi geliyor.
Adına da “hizmet” diyorlar
Eskiden sinekten yağ çıkar derlerdi… Bu artık başka bir seviye.
Ana caddeler yetmedi, mahalle araları yetmedi, şimdi bina kapı önleri.
Yarın ne olur? “Balkona sandalye koydun – kullanım bedeli” “Kapı önünde ayakkabı var – aylık kira”
Şaşırmayın.
Mantık aynı.
Basın bile mi kaçamadı?
Bak burası önemli.
Bir gazeteci haber için geliyor. Kamerası, defteri, sorusu var. Halk adına görev yapacak.
Ama önce ne yapıyor?
👉 Park parası ödüyor.
Ödemezse?
👉 Üç kat ceza.
Yani diyorlar ki: “Beni denetleyeceksen önce bana ödeme yap.”
Bu mudur demokrasi? Bu mudur basın özgürlüğü?
Toplanan para nerede?
Asıl soru bu.
Yollar çukur. Kaldırım yok. Altyapıyı büyükşehir yapıyor.
E peki bu para? Her gün, her sokak, her araç…
-
Nereye gidiyor?
-
Kim harcıyor?
-
Ne için harcanıyor?
Bir tablo var mı? Şeffaflık var mı? Yok.
Ama fiş var. Ceza var. Tahsilat var.
Bu sokaklar sizin malınız değil
Bakın burası önemli.
Belediye şirket değildir. Vatandaş müşteri değildir. Sokaklar ticarethane hiç değildir.
Ama görünen o ki:
Çerkezköy’de sokaklar Vahap Akay için artık gelir kalemi.
Bugün park, yarın durmak, öbür gün yürümek…
Son söz
Bu ülkede vatandaş artık şunu soruyor:
“Ben bu şehirde yaşıyorum mu,
yoksa kiracı mıyım?”
Ve bir soru daha:
Bu paranın hesabını kim soracak?
Biz soruyoruz.
Sormaya devam edeceğiz.
Çünkü bu işin adı hizmet değil…
Bu işin adı insanlara yaşamayı zehir etmek, söğüşlemek ve bıktırmaktır.
