Su Hayattır Dedik, Hayatımızı Katlettik!
Betonun Gölgesinde Susuzluk: Kendi Ellerimizle Boğduğumuz Gelecek…

Bugünlerde ülkemizin dört bir yanında benzer manzaralar hakim: Bir damla yağmur düştüğünde şehri sel götürüyor, caddeler nehre dönüyor; ancak ne hikmetse o gürül gürül akan sular barajlarımızı, göllerimizi bir türlü doldurmuyor. İnsan sormadan edemiyor: Su nereye gidiyor?
Cevap basit ama bir o kadar da ürkütücü: Betona çarpıyor.
Rantın Faturası: Ölü Göller, Kuru Havzalar
Göl havzalarına, suyun doğal akış yollarına kondurulan o kaçak ya da “resmi kılıfına uydurulmuş” inşaatlar, aslında geleceğimizi hapsediyor. Yağmur suyu toprağa sızıp yeraltı kaynaklarını besleyemiyor; çünkü toprağın üzerinde nefes aldırmayan bir beton zırh var. Suyun yuvası olan havzaları rant uğruna talan ettikçe, göllerimiz sadece haritada birer mavi leke olarak kalıyor.
Küçükçekmece Gölü örneği, bu ekolojik cinayetin en somut kanıtıdır. Su var ama hayat yok. Yanlış planlamalar ve havzadaki kirlilik yüzünden koca bir ekosistemi kendi ellerimizle radyasyonun ve atığın kucağına ittik. Şimdi ise sıranın Büyükçekmece’ye geldiğini, etrafını saran inşaat kuşatmasıyla can çekiştiğini izliyoruz.
Çaresizliği Biz Yaratıyoruz
İşin en trajik kısmı ise yarattığımız bu krizin çözümünü yine yanlış yerlerde aramamız. Yer üstündeki suyu betona boğup yok ederken, yerin 400 metre altına sondaj vurup “su bulduk” diye seviniyoruz. Oysa yer altı suları bizim kara gün akçemizdir; onu da bitirdiğimizde geriye ne kalacak?
Bilim insanlarının sessizliği, yerel yönetimlerin “önce para” diyen anlayışı ve karar vericilerin duyarsızlığı birleşince; çözüm diye önümüze “denizden su arıtma” gibi maliyetli ya da “yağmur duası” gibi manevi sığınaklar konuluyor. Oysa çözüm dua da değil, pahalı teknolojilerde de; çözüm doğanın akışına saygı duymakta.
Yarın Çok Geç Olabilir
Nüfus artıyor, ihtiyaç çoğalıyor ama kaynaklar tükeniyor. Unutmayalım ki:
-
Su olmazsa tarım biter, ekmek aslanın ağzından düşer.
-
Su olmazsa hayvancılık biter.
-
Su olmazsa, bugün petrol için çıkan savaşlar yarın bir yudum su için çıkacak.
Bugün suyumuza sahip çıkmazsak, yarın evlatlarımıza bırakacağımız tek şey çatlamış topraklar ve boş bidonlar olacak. Su hayattır diyoruz, peki neden hayatımızı kendi ellerimizle katlediyoruz? Bu gidişata “dur” diyecek olan ne sadece bakanlıktır ne de belediye; bu bilinç önce bizim toprağımıza, suyumuza ve rant hırsına karşı duruşumuza bağlıdır.
Suyumuza sahip çıkalım, çünkü hayatın başka bir alternatifi yok.
