Savaşın Kahkahası, İnsanlığın Gözyaşı…

Günlerdir, hatta aylardır ekranlarda aynı senaryo: “ABD İran’ı vurdu, vuracak.” Manşetler ise tam bir Hollywood prodüksiyonu edasında: “Cehennem bu gece mi kopacak?” Dünya, adeta patlamış mısırını almış, ekran başında bir savaş filminin galasını bekler gibi bu gerilimi izliyor. Oysa bu bir film değil; gerçek kan, gerçek gözyaşı ve ucu herkese dokunacak devasa bir yıkım projesi.
Beni en çok yaralayan, hatta kanıma dokunan şey ise bu işin ciddiyetinden fersah fersah uzak olan “habercilik” anlayışı. Dünya ekonomisi alt üst olmuş, ülkeler savaş sonrası yaşanacak kıtlığın ve mağduriyetin hesabını yaparken, bakıyorsunuz ana akım medya kanallarında, tartışma programlarında kahkahalar havada uçuşuyor. Harita başında “burayı vurursa şöyle olur” diye kalem oynatanlar, sanki bir video oyunu analiz ediyor gibi rahatlar. Bu neyin neşesi, bu neyin aymazlığıdır?
Zamanlama Tesadüf Mü?
Üstelik bu gerilimin, İslam dünyası için kutsal olan Mübarek Ramazan ayına denk getirilmesi ya da bu döneme odaklanması, niyetin sadece siyasi olmadığını açıkça gösteriyor. Böylesine hassas bir zamanlamada başlayacak bir kıvılcım, meseleyi hızla bir “dinler savaşı” zeminine taşımayacak mı? Tüm İslam dünyasının bu tür bir provokasyon karşısında ayağa kalkacağı ve sürecin bir Üçüncü Dünya Savaşı‘na evrileceği aşikârken, ekranlardaki o ciddiyetsiz üslup kime hizmet ediyor?
Islak Tuzu Bile Bulamayacaklar
Bazıları bu felaketin farkında olsa bile, sanki kendi fildişi kulelerinden etkilenmeyeceklermiş gibi dalga geçercesine habercilik yapmaya devam ediyor. Oysa bilmedikleri, ya da bilip de sustukları bir gerçek var: Bugün tuzu kuru olup o ekranlarda kahkaha atanlar, yarın o büyük yangın her yeri sardığında değil kuru tuz, ıslak tuzu bile bulamayacaklar. Savaşın ateşi yandığında, ne reklam gelirleri kalır ne de o konforlu koltuklar.
Bir Senaryonun Figüranları Olmak
Sanki her şey bir senaryo, bizler de zoraki izleyicileriz. Ancak bu senaryonun sonu hüsrandır. Savaş, üzerine şaka yapılacak, kahkahalar atılarak tartışılacak bir “reyting malzemesi” değildir. İnsanlık adına, barış adına ve en önemlisi de içinde yaşadığımız coğrafyanın selameti adına artık bu ciddiyetsizliğe bir son verilmelidir.
Çünkü kıyamet koptuğunda, o kahkahalar yerini derin bir sessizliğe bırakacak; ama o zaman iş işten çoktan geçmiş olacak.
