USD43,04
%0.01
EURO50,26
%-0.07
BIST12.028,84
%0.04
Petrol60,44
%0.08
GR. ALTIN6.166,86
%0.12
BTC3.922.819,14
%-2.76
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Haluk GİRTİ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Uyuşturucuyla Mücadele Değil, Seçici Körlük…

Uyuşturucuyla Mücadele Değil, Seçici Körlük…

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uyuşturucuyla Mücadele Değil, Seçici Körlük…

Her gün aynı senaryo.
Bir ünlü gözaltına alınıyor.
Bir sanatçıya test yapılıyor.
Bir medya mensubunun kanı, saçı, idrarı didik didik ediliyor.

Ve devlet, “Uyuşturucuyla mücadelede kararlıyız” mesajı veriyor.

Peki gerçekten öyle mi?

Bu ülkede uyuşturucu gökten yağmıyor. Limanlardan giriyor, sınırlardan geçiyor, kamyonlara yükleniyor, depolara indiriliyor, para trafiği kuruluyor. Yani bu iş; organizasyon, koruma, bağlantı ve siyasi temas olmadan mümkün değil.

Ama ne hikmetse devletin refleksi hep aynı noktada bitiyor:
Kullanıcı.

Oysa asıl soru çok daha basit:
Bu zehir bu ülkeye kimlerin sayesinde giriyor?

Herkes biliyor.
Adı fısıltıyla söylenenler var.
Soyadı duyulunca ortam sessizleşenler var.
Siyasete, bürokrasiye, sermayeye dokunan isimler var.

Ama o isimlere gelince devlet birden sağırlaşıyor, körleşiyor, dilsizleşiyor.

Sanatçıya sabaha karşı baskın var.
Gazeteciye test var.
Ekran yüzüne kelepçe var.

Peki ya güç odaklarının yakınları?
Peki ya “dokunulmaz” çevreler?
Peki ya herkesin kullandığını bildiği ama kimsenin adını anamadığı isimler?

Onlar neden hiç gözaltına alınmıyor?
Onlar neden hiç test vermiyor?
Onlar neden hiç “ihbar” konusu olmuyor?

Yoksa ihbarlar seçici mi çalışıyor?

Devlet, “duyum aldık” diyerek insanları alıyorsa; bu duyumlar neden hep aynı kesimden geliyor? Sokaktaki kullanıcıyı duyan kulaklar, saray koridorlarına gelince neden tıkanıyor?

Bu tabloya mücadele denmez.
Bu tabloya göstermelik operasyon denir.

Bu, sivrisineği öldürüp bataklığı korumaktır.
Bu, vitrine birkaç kurban koyup sistemi aklamaktır.
Bu, “biz bir şey yapıyoruz” algısıyla toplumu oyalamaktır.

Asıl gerçek çok daha rahatsız edici:
Bataklık biliniyor ama dokunulmuyor.

Çünkü o bataklıkta büyük balıklar var.
Çünkü o bataklığa girildiğinde sadece uyuşturucu değil;
para trafiği, siyasi bağlantılar, koruma kalkanları, kirli ilişkiler ortaya çıkacak.

Ve belli ki birileri bundan korkuyor.

Uyuşturucuyla gerçekten mücadele etmek istiyorsanız;
kamera önünde kelepçe takmayı bırakın.
Kolay hedefleri harcamayı bırakın.
Asıl yolları, asıl isimleri, asıl parayı takip edin.

Aksi halde bu ülke şunu çok net görür:
Bu bir mücadele değil, korkunun yönettiği bir suskunluktur.

Ve bu konuda suskunluk, uyuşturucunun ticaretini yapanların en büyük kar ortaklığıdır.

Haluk GİRTİ

Uyuşturucuyla Mücadele Değil, Seçici Körlük…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!