Uyuşturucuyla Mücadele Değil, Seçici Körlük…

Her gün aynı senaryo.
Bir ünlü gözaltına alınıyor.
Bir sanatçıya test yapılıyor.
Bir medya mensubunun kanı, saçı, idrarı didik didik ediliyor.
Ve devlet, “Uyuşturucuyla mücadelede kararlıyız” mesajı veriyor.
Peki gerçekten öyle mi?
Bu ülkede uyuşturucu gökten yağmıyor. Limanlardan giriyor, sınırlardan geçiyor, kamyonlara yükleniyor, depolara indiriliyor, para trafiği kuruluyor. Yani bu iş; organizasyon, koruma, bağlantı ve siyasi temas olmadan mümkün değil.
Ama ne hikmetse devletin refleksi hep aynı noktada bitiyor:
Kullanıcı.
Oysa asıl soru çok daha basit:
Bu zehir bu ülkeye kimlerin sayesinde giriyor?
Herkes biliyor.
Adı fısıltıyla söylenenler var.
Soyadı duyulunca ortam sessizleşenler var.
Siyasete, bürokrasiye, sermayeye dokunan isimler var.
Ama o isimlere gelince devlet birden sağırlaşıyor, körleşiyor, dilsizleşiyor.
Sanatçıya sabaha karşı baskın var.
Gazeteciye test var.
Ekran yüzüne kelepçe var.
Peki ya güç odaklarının yakınları?
Peki ya “dokunulmaz” çevreler?
Peki ya herkesin kullandığını bildiği ama kimsenin adını anamadığı isimler?
Onlar neden hiç gözaltına alınmıyor?
Onlar neden hiç test vermiyor?
Onlar neden hiç “ihbar” konusu olmuyor?
Yoksa ihbarlar seçici mi çalışıyor?
Devlet, “duyum aldık” diyerek insanları alıyorsa; bu duyumlar neden hep aynı kesimden geliyor? Sokaktaki kullanıcıyı duyan kulaklar, saray koridorlarına gelince neden tıkanıyor?
Bu tabloya mücadele denmez.
Bu tabloya göstermelik operasyon denir.
Bu, sivrisineği öldürüp bataklığı korumaktır.
Bu, vitrine birkaç kurban koyup sistemi aklamaktır.
Bu, “biz bir şey yapıyoruz” algısıyla toplumu oyalamaktır.
Asıl gerçek çok daha rahatsız edici:
Bataklık biliniyor ama dokunulmuyor.
Çünkü o bataklıkta büyük balıklar var.
Çünkü o bataklığa girildiğinde sadece uyuşturucu değil;
para trafiği, siyasi bağlantılar, koruma kalkanları, kirli ilişkiler ortaya çıkacak.
Ve belli ki birileri bundan korkuyor.
Uyuşturucuyla gerçekten mücadele etmek istiyorsanız;
kamera önünde kelepçe takmayı bırakın.
Kolay hedefleri harcamayı bırakın.
Asıl yolları, asıl isimleri, asıl parayı takip edin.
Aksi halde bu ülke şunu çok net görür:
Bu bir mücadele değil, korkunun yönettiği bir suskunluktur.
Ve bu konuda suskunluk, uyuşturucunun ticaretini yapanların en büyük kar ortaklığıdır.