Vitrinde Kokain, Perde Arkasında Kimler Var?

Son günlerde ne tarafa baksak bir “son dakika” haberi: Bir ünlü daha kokainle yakalandı. Bir ünlünün daha test sonuçları pozitif çıktı. Polis baskın yapıyor, kelepçeler takılıyor, testler pozitif çıkıyor ve magazin sayfaları günlerce bu isimleri çarşaf çarşaf deşifre ediyor. Peki, bu bize gerçeği mi gösteriyor, yoksa sadece bir illüzyon mu?
Sahi, dünya nereye koşuyor derken, biz kendi kapımızın önündeki bu yangını neden görmüyoruz?
Kokain dediğiniz illet, öyle her köşe başında bulunabilecek ucuz bir zehir değil. “Zengin içkisi” derler ya, tam da öyle bir statü simgesi haline getirilmiş durumda. Burada yetişmiyor Kolombiya yada Venezüella kaynaklı bir ürün. Şimdi sormak lazım: Bu pahalı illet, bu ülkeye hangi “görünmez” ellerle, hangi limanlardan, hangi dokunulmazlık zırhlarının altından giriyor?
Sokaktaki torbacıyı yakalamakla bataklık kurumaz. Ünlü bir oyuncunun veya şarkıcının test sonucunu manşet yapmak, uyuşturucuyla mücadele değil; olsa olsa o zehrin bedava reklamını yapmaktır. Gençler “Bak, o kadar parası pulu olan, hayran olduğum adamlar bile bunu kullanıyor” diye düşünmeye başladığı an, o operasyon amacından sapmış demektir.
Gelelim o “dokunulmazlar” meselesine…
Hepimiz biliyoruz ki, sağır sultanın bile duyduğu bazı isimler var. “Fil gibi” kokain tüketen, lüks hayatlarının her köşesine bu zehri bulaştıran ama bugüne kadar tek bir polis otosuna bindirilmemiş isimler… Şimdi ben bir haberci olarak bu isimleri buradan tek tek deşifre etsem; adalet onlar için de aynı hızla işleyecek mi? Yoksa “delil yetersizliği” denilip konu kapatılacak mı?
Ey bizi yönetenler! Milletin evladı birer birer bu çukura düşerken, siz sadece vitrindekileri toplayarak bu işi bitiremezsiniz. Eğer gerçekten bu milleti kurtarmak istiyorsanız;
-
O gemilerin yanaştığı limanlardaki asıl patronlara bakın.
-
Zehri “statü” gibi pazarlayan o sahte parıltılı dünyayı sorgulayın.
-
Bataklığı kurutmaya en tepeden başlayın.
Eğer bataklığa girmeye korkuyorsanız, o zaman yakaladığınız üç-beş ünlünün üzerinden “uyuşturucuyla savaşıyoruz” tiyatrosu oynamayın. Bu milletin artık reklama değil, gerçek bir temizliğe ihtiyacı var.
Çünkü unutmayın; bu bataklık kurutulmazsa, gün gelir o içine girmeye korktuğunuz çamur hepinizi yutar.
Ya istiklal, ya ölüm dedik biz bu vatan için; şimdi bir “beyaz toz” uğruna istikbalimizi mi feda edeceğiz?
Ayıptır günahtır menfaat ve para uğruna bu zulüm Türk gençliğine yapılmaz, yapılamaz!
Bunu bu ülke topraklarına sokanlar kimlerse Allah belalarını versin inşallah.
