“O Yüzük Videosu Nerede? Unutmak mı İstedik, Unutturulduk mu?”

Bir zamanlar hepimizin izlediği, birbirimize izlettiği, sosyal medyada defalarca paylaştığımız o video… Recep Tayyip Erdoğan’ın, elindeki alyansı gösterip “Siyaset hayatımda bu yüzükten başka mal varlığım yok. Eğer bir gün zengin olursam bilin ki çalmışımdır” dediği o görüntüler… Evet, işte o kayıt bugün adeta sırrı kadem bastı. Ne hikmetse video bir anda yok oldu.
Peki neden?
Bu video, konuşanın yıllar içindeki değişimini gözler önüne mi seriyordu? Gerçek yüzünü mü? Zamanında dillerden düşmeyen bu videoyu, hiçbir siyasetçi arşivlemedi mi? Kimse ileride silineceğini düşünmedi mi? Bugün her şeyin montaj diyerek geçiştirildiği bir ortamda, neden bir kişi bile o videoyu delil olarak saklamadı?
Kaldı ki bu videoyu bulmak çok da zor değil. Diyelim ki biz Girdap Haber olarak bulduk ve yayınladık. Ne olacak? Çıkıp “Evet, o dönem öyle diyordum ama şimdi servetimi ben de bilmiyorum” mu diyecek Sayın Erdoğan?
Geçmiş ortada. Nereden geldiği, kim olduğu, hangi mal varlığına sahip olduğu kayıtlı. Bugünkü servetiyle mukayese edildiğinde zaten bu değirmenin suyunun nereden geldiği belli. Bunu illa ki bir videoyla mı kanıtlayacağız? Sosyal medya geçmiş videolarla dolu. Hani ne oldu, biri yayınladı diye Erdoğan çıkıp istifa mı etti?
Atı alan Üsküdar’ı geçti. Bugün ülkede fiili bir krallık kurulmuş gibi. Emrinde olmayan kalmamış, yargıdan basına herkes hizaya girmiş, dokunulmazlık zırhı giyilmiş. O zaman tüm mesele sadece o alyans videosu mu?
Oğluyla milyonlarca doların nasıl sıfırlandığını konuştuğu ses kayıtları hâlâ internette dönüyor. Neden kimse sormuyor o paraların akıbetini? Halk gerçekten şüpheleniyorsa, çıksın cesaretle “mal varlığı araştırılsın” diye yasal yolları zorlansın. Ama onu da yapamıyor çünkü bu sistemde kimse dokunamıyor.
Benim asıl zoruma giden ne biliyor musunuz?
Halkı aptal yerine koyan bir siyasetçiyle yönetiliyor olmak. Bizi yönetenlerin bir yüzükle başlayıp, saraylara uzanan hikâyesine alıştık biz. Öyle alıştırıldık ki… “Taş üstüne taş koyuyorlar, çalışıyorlar” diyerek bu saltanata ortak oluyoruz neredeyse.
O yüzden artık kimse kurcalamasın, sürünmeye devam edin. Herkes kimin ne olduğunu çok iyi biliyor zaten. O da bir gün herkes gibi iki metrelik kefene sarılacak ve bu dünyadan gidecek. Evet, belki yedikleri yanlarına kâr kalacak…
Ama bu dünyanın bir de öbür tarafı var değil mi?
Sözde bunu en iyi bilenin o olduğunu söylüyorlar.
O hâlde tek cümleyle bitireyim:
Allah ıslah etsin. Etmiyorsa da bu güne kadar bir yüzükle gelip bu zamana kadar ne yiyip içtilerse haram zıkkım olsun.