Hadi alayınızaaa hayırlı Pazar’lar…

Yakıt almak için istasyona girdiğimde geçen hafta okunan selâların nedenini çok iyi anladımdı.
Evet kafamı yastıktan kaldırıyorum efendim, hani bakıyorum güneşe evet diyorum doğdu güneşim. Tık elimi yüzümü yıkıyorum, güzel bi şarkı, güzel bi banyo. Üstümü başımı giyiniyorum. Sağlam bi kahvaltı. Modumu yakalıyorum, Tabii. Yani bu gidişat çok kötü bi gidişat efendim. Demem odur ki; Cibili cibili cibili şak şak şak şak şak cibili? Cibili cibili şak şak şak şak şak, hadi yavrum bi daha vur, şak şak şak şak şak bunlar lezzetli. Bi de şimdi; ciriling ciriling prrrr ciyak ciyak ciyak ciyak bijining bijining aniyeeaaaa zrrrrrr…
Ne demiş Galileo reis; Dünya dönüyor diye eşlik etmenize gerek yok…!!!
Artık hayatımız idam sehpasında hapşuran mahkuma, çok yaşa demek gibi sürüyor…
Neyse çok sevdiğim Rus atasözü var, onu paylaşayım sizinle; Ayı’ yı dansa kaldırırsan, dans, sen vazgeçtiğin vakit değil, ayı vazgeçtiğinde sona erer..!
Hadi alayınızaaa hayırlı Pazar’lar…
Albert Einstein demiş ne de güzel etmiş,”Cehalet ne güzel şey her şeyi biliyorsun”…
Televizyonu açıyorsun herkes Uzman, herkes Alim, herkes Hoca…
Sokağa çıkıyorsun; esnaf sattığı ürünün profesörü, trafikteki şoför ileri sürüş teknikleri mezunu, kasap veterinerlik ve tıp okumuş, bakkal hangi üründe ne kadar vitamin ve mineral var biliyor.
Sanal dünyaya bakıyorsun, Muhteşem(!) herkes toplum bilimci, psikolojik destek uzmanı, sanat tarihi hocası, edebiyatcı ve diğer bütün bilim dalları alimi. Herkes ülkü devi, herkes siyaset bilimci, herkes politikacı.
En kötüsü, insanın ben her şeyi biliyorum demesi ve akıl vermesidir. Kendini almaya kapatmasıdır.
Son yılların en büyük hastalığını yaşıyoruz.
“Ben her şeyi biliyorum hastalığı”. İşi ehline bırakmadan her işin ustası olduğumuzu zannediyoruz. Ve sonuçta gittiğimiz yol yanlış, yaptığımız iş eksik, eğittiğimiz çocuklar zayıf, ticaret şaibeli oluyor…
Unutmadan; Cesaret bulaşıcıdır…
10 kuruşluk pul ve imza…