
MEB müfredatına din dersi yerine dün dersi eklenmeli. Unutmanın Ülkesinde Hatırlamak
6 Şubat…
Takvimde bir gün değil artık. Bu memleketin omurgasında kapanmayan bir kırık. Saat 04.17’de sadece binalar yıkılmadı; “bir şey olmaz”cılık, şehircilik masalları, denetim palavraları ve kolektif vicdan da enkaz altında kaldı.
Aradan zaman geçti.
Enkaz sıvandıkça hafıza döküldü.
Çadırdan konteynera, konteynerden “gündem düştü” evresine geldik. Memleket olarak en iyi bildiğimiz şeyi yaptık: alıştık.
Oysa deprem alışılmaz.
Alışan insan değil, vazgeçen insandır.
Bugün hâlâ aynı sorular masada:
Aynı fay hattına neden yine aynı bina dikiliyor?
İmar affı neden hâlâ “çözüm” diye pazarlanıyor?
Neden suçlu aranırken dosyalar, sorumlular bulunurken koltuklar yer değiştiriyor?
Ama cevap beklemek, bu ülkede hâlâ fazla romantik bir beklenti.
Her Şey Konuşuluyor, Hesap Yok
Gündem kabarık.
Ekonomi yanıyor, siyaset bağırıyor, sosyal medya linçte.
Herkes herkesin sesine bağırıyor ama kimse enkazın altına kulak vermiyor.
Tepki var, irade yok.
Nutuk var, plan yok.
“Bir daha asla” dedik, ilk fırsatta “şimdi sırası mı”ya bağladık.
Bu ülkede felaketler bile gündeme yeniliyor.
Bir de Ruhsal Enkaz Var
Konuşulmayan bir yıkım daha var: psikolojimiz.
O kadar bozuldu ki bu memlekette, artık depremi de ekonomiyi de uykuda yaşıyoruz.
Az önce kısa bir kestirme yapmışım; rüyamda Dolar 5 liraya inmiş. Sevinçle fırsatı yakaladım sanıp 50 bin dolar alıyorum. Tam rahatladım derken bir bakıyorum, Dolar 0,50 kuruşa düşmüş.
Kan ter içinde uyandım.
Komik mi? Değil.
Çünkü benim gibi günlük 40–60 lirayla ayakta kalmaya çalışan insanlar için bu rüya “fırsat” değil, kayıp demek.
Zengin rüyasında servet görür; fakir rüyasında bile zarara girer. Ekonomi öyle bir şey yaptı ki bize, bilinçaltımız bile enflasyonlu çalışıyor.
Deprem uykumuzu böldü,
Ekonomi rüyalarımıza girdi.
Geriye sadece şu soru kaldı: Bugün neye alışacağız?
Asıl Fay Hattı Nerede?
Gerçek fay hattı toprağın altında değil.
Betonla vicdan arasında.
Bilimle rant arasında.
Oy hesabıyla insan hayatı arasında.
Ve her seferinde kırılan taraf yine insan oluyor.
6 Şubat bize şunu net biçimde gösterdi:
Bu ülkede bina yıkılır, ama en hızlı çöken sorumluluk duygusudur.
Pazar Gibi Ama Yumuşak Değil
Ölülerimizi rahmetle anıyoruz, evet.
Ama anmak yetmiyor.
Hatırlamak sadece isim okumak değildir.
Hatırlamak rahatsız olmaktır.
Hatırlamak susmamaktır.
Hatırlamak “normalleşmeyelim” demektir.
Bu ülke bir deprem ülkesi değil sadece.
Aynı zamanda bir unutma ülkesi. Evet baştada dediğim gibi; MEB müfredatına din dersi yerine dün dersi eklenmeli.
Ve biz unuttukça, fay hatları sadece toprakta değil, toplumun tam ortasında çalışmaya devam edecek.
Dip notumuza gelelim; Siz siz olun, sizi seven insanı üzmeyin. Ahını almayın. Başınıza sarmayın. Hatta direnirken de gülümsemeyi bırakmayın. Rabbim ben ve alayınızın hayatında ki tüm eksiklikleri tez zamanda doldursun. Saygı ve hürmetle büyük küçük demeden alayınızın ellerinden öperim…
“Okuyucular üzülmesin, çünkü; Bozkurtlar dirilecektir.”
Evet unutmadan; Cesaret Bulaşıcıdır…
10 kuruşluk pul ve imza…
Mehmet SAATÇİ
