
Mazot’un 50 Tonu
Buradan çakma rakı yapan dostlarıma sesleniyorum;
Var mı la benzin veya mazot için bir çalışmanız kuzum?
Çünkü memleket olarak hayatımızın en kazıklanabilir dönemine girmiş bulunuyoruz.
Bugün bir yere gidiyoruz.
200 liralık hesabı getirip 5000 lira yazsalar,
hesabı incelemek yerine şöyle diyeceğiz:
“Demek o kadar oldu…”
Sessizce ödeyip çıkacağız.
Öyle bir psikolojiye geldik ki artık zam görünce şaşırmıyoruz.
Şaşırdığımız tek şey zam gelmemiş olması.
Bu gidişle ben de karar verdim.
Kitap yazacağım.
Ama isim konusunda kararsızım:
1. Mazot’un 50 Tonu
2. Pompacı’nın İntikamı
3. Ekonomi’de Kulak Arkasının Önemi
Yayınevleri şimdiden sıraya girdi.
Tabii önce depo fullemeyi başarabilirsem.
Beethoven küçük kör bir kıza der ki:
“Benden bir şey iste.”
Kızın cevabı çok zariftir:
“Ben hiç ay ışığı görmedim, bana ay ışığını anlatır mısınız?”
Bizim memlekette aynı sahne yaşansa muhtemelen şöyle olurdu:
“Ben hiç 50 liranın altında mazot görmedim, bana onu anlatır mısınız?
Cennet mekân Galip Erdem, “Ülkücünün Çilesi”nde ne güzel söylemiş:
“Vatansız bir adam dört kelimeyi yan yana getirdi mi bir numaralı vatanperver kesiliyor.
Korkaklar cesur, ahlâksızlar ahlâklı oluyor.”
İşin en acı tarafı şu;
bu tiyatro yüzyıllardır oynanıyor ve ne zaman biteceğini kimse bilmiyor.
Aslında düşündüm de bana ne yakışır biliyor musunuz?
Mayıs’ta tatile çıkmak,
Ekim’de dönmek…
Köy köy, şehir şehir, ülke ülke gezmek…
Ama ben ne yapıyorum?
A101’den çıkıp BİM’e,
BİM’den çıkıp ŞOK’a geziyorum.
Bizim turizm sektörü biraz indirim broşürü üzerinden ilerliyor.
⸻
Neyse…
Olur da bir gün başkan olursam
Pi gününü milli bayram ilan edeceğim.
En azından matematikte sonuç belli.
Ekonomide ise sonuç hep sürprizli.
Karl Marx der ki:
“Hayvan olmak istiyorsan; insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.”
Ama biz öyle değiliz.
Biz hâlâ söylenen, gülen, kızan ama yine de umudu bırakmayan bir milletiz.
Bu vesileyle önce ebemin, sonra da tüm tıp çalışanlarının bayramını kutlar…
Ve her şeye rağmen
“Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”
diye haykırırım.
Dip notumuza gelelim; Siz siz olun, sizi seven insanı üzmeyin. Ahını almayın. Başınıza sarmayın. Hatta direnirken de gülümsemeyi bırakmayın. Rabbim ben ve alayınızın hayatında ki tüm eksiklikleri tez zamanda doldursun. Saygı ve hürmetle büyük küçük demeden alayınızın ellerinden öperim…
“Okuyucular üzülmesin, çünkü; Bozkurtlar dirilecektir.”
Evet unutmadan; Cesaret Bulaşıcıdır…
10 kuruşluk pul ve imza…
