Hayal Ürününe Kızıp Gerçeğe Susmak…

Uzak şehir diye bir dizi var. Mardin’de çekiliyor. Birileri çıkıp diyor ki:
“Türkiye’de böyle şeyler yok. Abisinin kardeşiyle evli olan insan olmaz.”
Olmayabilir. Ya da biz görmek istemeyebiliriz.
Ama mesele şu değil mi zaten?
Biz hayal ürünü bir sahneye gösterdiğimiz öfkeyi, gerçeğe neden gösteremiyoruz?
Bir dizi senaryosuna tepki vermek kolay. Sosyal medyada iki cümle yazıyorsun, vicdanın rahat zannediyorsun.
Peki Diyarbakır’daki Narin cinayetinde neredeydik? Rojda cinayetinde neredeydik?
Mardin’de, Urfa’da, Batman’da, Türkiye’nin herhangi bir yerinde tecavüze uğrayan, öldürülen, susturulan çocuklar için aynı refleksi gösterdik mi? Hayır.
Diziler hayal ürünüdür.
Ama çocukların ölümü değil.
Kadınların susturulması değil.
Adaletin ağır işlemesi hiç değil.
Bir sahnede “böyle bir şey olmaz” diye ayağa kalkanlar, mahkeme salonlarında neden bu kadar sessiz?
Neden gerçek faillerin karşısında bu kadar sabırlıyız da, bir senariste bu kadar öfkeliyiz?
Asıl rahatsız edici olan diziler değil.
Asıl rahatsız edici olan, gerçeklerin bizi artık rahatsız etmemesi.
İnsanlar hep kolayına kaçıyor..
Hayal ürünüyle yüzleşmek kolay,
gerçekle yüzleşmek cesaret ister…
Dizilere gösterilen öfke, gerçeklere gösterilseydi bu ülkede adalet başka bir yerde olurdu..