
Siyasette Ahlak: Rozet Değil, Omurga Meselesi
Siyaset, fikirlerin çatıştığı bir alan olabilir.
İktidarlar değişir, partiler büyür küçülür, yollar ayrılır.
Bunların hepsi mümkündür.
Ama bir şey vardır ki değişmemelidir: ahlak.
Son günlerde bir siyasetçinin, yıllarca bulunduğu partiden ayrılıp dün yerden yere vurduğu bir başka partiye geçmesi konuşuluyor.
Elbette herkes siyasi tercih değiştirebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz.
İtiraz edilen şey; değişimin gerekçesizliği, zamanlaması ve üslubudur.
Dün “yanlış” dediğine bugün “doğru” demek,
Dün “ülkeye zarar veriyor” dediğin yapının bugün savunucusu olmak,
Eğer bunu açıklayamıyorsan; bu siyaset değil, kaypaklıktır.
Siyaset, kişisel kariyer basamağı değildir.
Bir partide yükselip, güç zayıfladığında başka bir kapıya geçmek; seçmene değil, koltuğa sadakati gösterir.
O koltuk giderken fikir de gidiyorsa, ortada fikir falan yoktur.
Bugün bir partiden ayrılıp yarın Başka Parti saflarına geçen bir siyasetçi,
Sadece parti değiştirmiş olmaz.
Aynı zamanda geçmişte söylediği her sözü, attığı her imzayı, kürsüde kurduğu her cümleyi inkar etmiş olur.
Seçmen aptal değildir.
Hafızası vardır.
Ve en önemlisi, ahlak terazisi vardır.
Siyasi ahlak; rüzgara göre yön değiştirmek değil, fırtınada bile yerinde durabilmektir.
Omurga, iktidar yaklaştıkça eğilen bir şey değildir.
Eğiliyorsa, o omurga değildir.
Bugün konuşulması gereken şey “kimin nereye geçtiği” değil;
neden geçtiği ve neyi inkar ettiğidir.
Çünkü siyaset, rozetle yapılır ama ahlak rozetle taşınmaz.
Ahlak ya vardır, ya yoktur.
Ortası yoktur.
