Sorun Bozuk Sebze Değil, Bozuk Fiyatlandırma…

Market raflarında bozulmaya yüz tutmuş sebze görünce bu ülkede kimse şaşırtıyor artık. Açık konuşayım;
Bir domatesin, bir biberin, bir patlıcanın son günlerine yaklaşmış olması başlı başına bir suç değildir. Sonuçta gıda nimettir; yenilebilir durumdaysa satılabilir, tüketilebilirde…
Benim itirazım bu konuya değil.
Benim karşısında durduğum şey sistem
Eğer bir ürün kalite olarak düşmüşse, ömrünün sonuna gelmişse, bunun bir karşılığı olur. O karşılık da fiyattır.
Sen bozulmaya yakın ürünü, taze ürün etiketiyle ve taze ürün fiyatıyla satamazsın. Mesele burada başlıyor.
Bugün Türkiye’de kurumsal marketlerde gördüğümüz tablo şu:
Gözle görülen, elle tutulan sebzelerde dahi ciddi bir denetim yok. Tezgâhta buruşmuş, rengi dönmüş, ömrü sayılı ürün duruyor; fiyat etiketinde ise en ufak bir revize yok !
Burada şu soruyu sormak zorundayız:
Göz önünde duran ürün denetlenmiyorsa, dolabın içindekinin denetlendiğine nasıl emin olacağız?
Soğuk zincirden, raf ömründen, saklama koşullarından bahsediyoruz ama vitrindeki ürün bile kontrol edilmiyorsa, etiketlere neden güvenelim?
Tarihine mi, fiyatına mı, “indirim” yazısına mı? güvenelim.
Üstelik bu tablo, mahalle arası bakkalda değil.
Sektörün “en kurumsal”, “en güvenilir”, “en büyük” diye pazarlanan markalarında yaşanıyor.
Hani şu rengiyle, logosuyla herkesin tanıdığı, “bizde kalite var” iddiasını yıllardır reklamla satan turuncu zincirlerde.
İsim vermiyorum. Vermeme de gerek yok.
Çünkü mesele tek bir marka değil; mesele denetimsizlikten cesaret alan bir anlayış.
Bu ülkede insanlar ya pahalıya sağlıksız gıda alıyor ya da sağlıklı gıdaya ulaşamıyor.
Denetim yoksa adalet de yoktur.
Adalet yoksa tüketicinin cebini de, sağlığını da koruyamazsınız.
Kimse mucize istemiyor.
Kimse her ürün taptaze olsun demiyor.
Ama şunu istiyoruz,
Kötü ürün satıyorsan, bedelini tüketiciye değil, fiyata yansıtacaksın.
Aksi halde bu mesele artık “ticaret” değil, güven suistimalidir.
Ve güven bir kere bozuldu mu, en parlak market tabelası bile onu geri getiremez.
cok haklısınız.enflasyon denetimsizlik ve halkın ses çıkarmayıp kabullenmesi bu sonuçları ortaya çıkarıyor..