USD43,03
%0
EURO50,32
%-0.02
BIST12.023,78
%2.75
Petrol60,50
%-2.04
GR. ALTIN6.214,92
%-0.03
BTC4.024.893,61
%-0.32
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Can KÖKSAL
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Sorun Bozuk Sebze Değil, Bozuk Fiyatlandırma…

Sorun Bozuk Sebze Değil, Bozuk Fiyatlandırma…

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sorun Bozuk Sebze Değil, Bozuk Fiyatlandırma…

Market raflarında bozulmaya yüz tutmuş sebze görünce bu ülkede kimse şaşırtıyor artık. Açık konuşayım;
Bir domatesin, bir biberin, bir patlıcanın son günlerine yaklaşmış olması başlı başına bir suç değildir. Sonuçta gıda nimettir; yenilebilir durumdaysa satılabilir, tüketilebilirde…
Benim itirazım bu konuya değil.
Benim karşısında durduğum şey sistem
Eğer bir ürün kalite olarak düşmüşse, ömrünün sonuna gelmişse, bunun bir karşılığı olur. O karşılık da fiyattır.
Sen bozulmaya yakın ürünü, taze ürün etiketiyle ve taze ürün fiyatıyla satamazsın. Mesele burada başlıyor.
Bugün Türkiye’de kurumsal marketlerde gördüğümüz tablo şu:
Gözle görülen, elle tutulan sebzelerde dahi ciddi bir denetim yok. Tezgâhta buruşmuş, rengi dönmüş, ömrü sayılı ürün duruyor; fiyat etiketinde ise en ufak bir revize yok !
Burada şu soruyu sormak zorundayız:
Göz önünde duran ürün denetlenmiyorsa, dolabın içindekinin denetlendiğine nasıl emin olacağız?
Soğuk zincirden, raf ömründen, saklama koşullarından bahsediyoruz ama vitrindeki ürün bile kontrol edilmiyorsa, etiketlere neden güvenelim?
Tarihine mi, fiyatına mı, “indirim” yazısına mı? güvenelim.
Üstelik bu tablo, mahalle arası bakkalda değil.
Sektörün “en kurumsal”, “en güvenilir”, “en büyük” diye pazarlanan markalarında yaşanıyor.
Hani şu rengiyle, logosuyla herkesin tanıdığı, “bizde kalite var” iddiasını yıllardır reklamla satan turuncu zincirlerde.
İsim vermiyorum. Vermeme de gerek yok.
Çünkü mesele tek bir marka değil; mesele denetimsizlikten cesaret alan bir anlayış.
Bu ülkede insanlar ya pahalıya sağlıksız gıda alıyor ya da sağlıklı gıdaya ulaşamıyor.
Denetim yoksa adalet de yoktur.
Adalet yoksa tüketicinin cebini de, sağlığını da koruyamazsınız.
Kimse mucize istemiyor.
Kimse her ürün taptaze olsun demiyor.
Ama şunu istiyoruz,
Kötü ürün satıyorsan, bedelini tüketiciye değil, fiyata yansıtacaksın.
Aksi halde bu mesele artık “ticaret” değil, güven suistimalidir.
Ve güven bir kere bozuldu mu, en parlak market tabelası bile onu geri getiremez.

Can KÖKSAL

Sorun Bozuk Sebze Değil, Bozuk Fiyatlandırma…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. cok haklısınız.enflasyon denetimsizlik ve halkın ses çıkarmayıp kabullenmesi bu sonuçları ortaya çıkarıyor..

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!