Yolsuzun Yollusu …

Yolsuzluk aşağı, yolsuzluk yukarı. Yediden yetmişe en çok benimsediğimiz, benimsemek zorunda kaldığımız dilimizden düşmeyen kavram.
Yeni mi peki? Yoo…
Ben bildim bileli var hatta dedemin dedesinden geriye de gider ama son yıllarda akıllara kazınası bir sıçrama yaptı. Öyle ki sabahlara kahvenin yanında bugün sepetten hangi yolsuzlar çıkacak merakı ile uyanıyoruz.
Ana akım medya Haberlerine bakarsak, İç İşleri Bakanı Ali Yerlikaya sanırım geceleri hiç uyumuyor. Her gece özelikle İstanbul’da terör örgütü mensubu fetöcüsün den, uyuşturucu kaçakçısına öbek öbek tutuklumalar yapılıyor.
Ve böylesi hareketli, uçanın kaçanın yaka paça toplandığı, göz açtırılmadığı bir dönemde nasıl bir cesaretse artık bu, ortalık hala çakal kaynıyor, sıradan bir vatandaşın işinden, çarşı-pazar alışverişinden evine dönerken dahi can güvenliğinden sürekli endişesi var.
Kanunlar çıkartılıyor, mesela daha geçenlerde arabaların içerisinde bangır bangır müzik çalmak yasaklandı ama İstanbul’un Bağdat caddesinde sanırım serbest.
Çünkü, yanındaki polis ekip otosundan dahi çekinen yok tam gaz devam hatta öyle ki, arsızlar müziklede yetinmeyip camlardan naralar atıyor.
Neyse, ses var görüntü yok derlerdi ya eskiden aynen öyle tuhaf bir durum.
Düzensizlikte bir düzendir aslında ve zamanla oluşturduğu girdap her şeyi içerisine çekip olağan görünen bir tempoda döngüye sokar, belki de huzursuzluk, huzurun yeni trendidir.
Bilemiyorum ama hukuk ile hukuksuzluğun, haklı ile haksızın, yolsuz ile mazlumun bu derece birbirine karıştığı bir dönem ne Osmanlı tarihinde ne de Cumhuriyet tarihinde görülmemiştir.
Bazı kesimlerde yüzsüzlüğün ve şahsi tutkuların ardına sinsice eklenen, asırların ezber olumlamalarının içi çoktan boşalmıştır.
Bazı cümleler okunduğu gibi değil, söylenme sebebi ve sonucu düşünülürse tersten yorumlandığı üzeredir.
Toplum güvensizliğe düştüğünde her şeyi tersten okumayı alışkanlık haline getirirse artık doğrunun ne kadar doğru olduğuna ikna olması uzun zaman alır.
Son aylarda Belediyeler ile toplumda ivme kazanan yolsuzluk aslında zaten her alanda, mesela sıradan bir örnek, belki de hiç yazılıp söylenmeyen ve uzun zamandır olağanlaşan bir durum, zengin muhitlerde çoğu apartman kapıcılarının elinde nicedir izinlisi izinsizi çalışan yabancı uyruklu kadınların listeleri vardır, bir şekilde tanışıyorlar, buluyorlar ve iş edinmişler kimini hasta bakıcı kimini fizyoterapi yapar diye pazarlıyorlar evlere.
Hiç yakalanmadan çalışma izni olmadığı halde 20 yıldır Türkiye de olanlarını biliyorum, nasıl bir sektör ise bildiğin kadın pazarı daha ötesi var mı?
Adamın biri yıllarca yolsuzluk yapmış, girmiş siyasete bey etmiş kendini,
bir başkası fetöcü yıllarına bahane uydurmuş, terör örgütü olduğu bilinmeden önceydi demiş olmuş bilmem neyin başkanı,
Diğeri üç beş cümle itirafta bulunmuş evine yollanmış ama adam evinde oturur mu, mecliste millete vekil olmuş ve toplumu temsil ediyor hale bak.
Neticede şunu söylemek istiyorum, her alanda yolsuzluğu yapan yolsuzun çaylak olanı, akılsızı, maşası, amatörü yani bildiğin sersemi yakayı ele veriyorken, maalesef görmüş geçirmiş, işin erbabı olanı, gönüllüsü yani ” Yollusu” öyle bir yol buluyor ki at izini it izine karıştırmışlar gerisini siz düşünün…
Selmin PAZVANTOĞLU