Kağıt Bitti, Mürekkep Kurudu: Basılı Gazeteciliğin “İllüzyon” Devri…

Yıllardır bu mesleğe emek vermiş, mutfağında ter dökmüş bir gazeteci olarak açıkça söylüyorum: Eski gazetecilik devri bitti, beyler bayanlar!
Bugün bayilerde gördüğünüz o koca koca isimli gazeteleri üst üste koysanız, bir internet haber sitesinin ulaştığı etkileşimin yanından bile geçemiyor. Ancak ne hikmetse, binalar dolusu insan hâlâ “günlük gazete çıkarıyoruz” edasıyla mesai tüketiyor. Ortada ne bir “özel haber” heyecanı var, ne de rakibe “haber atlatma” yarışı…

Ajans Bülteninden İleri Gidilemiyor
Artık gazetecilik, ajanslardan gelen metinleri kopyalayıp yapıştırmaktan ibaret bir “derleme” işine dönüştü. “Havuz medyası” dediğimiz sistemde, ertesi gün tüm gazetelerin aynı manşetle çıkması tesadüf değil, bir tembellik ve vizyonsuzluk eseridir. Halkın gündeminden kopuk, birbirinin kopyası sayfalarla kimseyi kandıramazsınız.

Tiraj Mı? Sadece Kağıt İsrafı!
Gelelim o meşhur “tiraj” meselesine… Yerel gazete sahipleriyle konuştuğumuzda acı tablo ortaya çıkıyor: Günde 200-300 adet basılan gazeteler! Peki, bu gazeteler kime gidiyor?
-
Resmi kurumlara zorunlu dağıtım,
-
Eş-dost ziyaretleri,
-
Ve sonuç: Arşivlerde çürüyen kağıt yığınları.
Halkın haberi yok, sokağın ilgisi yok. Ama sorsanız, “gazete sahibiyiz” diye ortalarda gezmekten geri durmazlar. Teknolojinin zirve yaptığı, yapay zeka destekli haberciliğin başladığı bir çağda, binlerce liralık kağıdı ziyan etmenin, tonlarca mürekkebi çöpe atmanın mantıklı bir açıklaması olabilir mi?
Gazete Artık Cebimizde
Artık herkesin gazetesi cebindeki akıllı telefon. Kimse bayiye gidip eline mürekkep bulaştırmıyor; habere saniyeler içinde ulaşıyor, yorum yapıyor, paylaşıyor. Basılı gazetecilik bu haliyle sadece bir “çöp” yığınıdır.
Zaman, maziye takılıp kalma zamanı değil; teknolojiye, hıza ve dijitalin gücüne ayak uydurma zamanıdır. Boşuna kendinizi ve toplumu kandırmayın. Mürekkebin saltanatı bitti, piksellerin devri çoktan başladı.



