Mısır’ın başkenti Kahire’nin eteklerinde yer alan ve “dördüncü piramit” olarak adlandırılan Büyük Mısır Müzesi, görkemli bir açılış töreninin ardından kapılarını açtı.
Müzede ziyaretçilerini tarihi bir yolculuğa çıkaran 2. Ramses heykeli, 2006 yılında Kahire’nin merkezindeki kendi adını taşıyan meydandan getirilerek 11 metrelik boyuyla misafirlerini selamlıyor.
Ziyaretçiler, Ramses heykelinin önünde hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra Antik Mısır uygarlığının farklı dönemlerine ait eserlerin sergilendiği salonlarda zamanda yolculuk yapma fırsatı buluyor.

20 yılı aşkın bir sürede inşa edilen Büyük Mısır Müzesi, yaklaşık 500.000 metrekarelik geniş alanında 100.000’den fazla eseri barındırıyor. Bunlardan 50.000’den fazlası ziyaretçilere sunuluyor.
Müze, tarihi eserlerin yanında sağlanan dijital altyapı ve artırılmış sanal gerçeklik teknolojileri ile ziyaretçilerine eserlerin binlerce yıl öncesindeki durumlarını keşfetme şansı veriyor.
BÜYÜK GİRİŞ VE DEVASA MERDİVEN
Müzenin ana girişi 7.000 metrekarelik geniş bir alana yayılırken, burada 2. Ramses heykelinin yanı sıra 5 büyük eser de sergileniyor.
İki tarafında 87 eserin yer aldığı muazzam merdivenin üst kısmı, müzeye yaklaşık 2 kilometre mesafedeki Giza Piramitleri’nin muhteşem manzarasına hakim.
ÇAĞLAR ARASI YOLCULUĞUN ARAÇLARI SALONLAR
Müzede 12 ana sergi salonunun yanı sıra geçici sergi alanları da bulunuyor.
7.500 metrekarelik alana yayılan Kral Tutankamun Salonu, 1922’de mezarının keşfinden bu yana ilk kez sergilenen, 5.992 parçadan oluşan hazineleriyle dikkat çekiyor.
Ayrıca ana sergi salonlarında, antik Mısır medeniyetine ait eserler sergileniyor ve geçici sergi alanları ise 5.000 metrekarelik bir alanda, farklı amaçlarla kullanılan 4 dönüşümlü sergi salonundan oluşuyor.
Çocuklara yönelik olarak da müzede 5.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulu Çocuk Müzesi yer alıyor. Burada arkeolojik içeriklerin multimedya ve maketlerle anlatıldığı özel alanlar mevcut.
El sanatları için 5 bölüm bulunan müzede, özel gereksinimli bireylerin de ihtiyaçları göz önünde bulundurulmuş. Tarihi eserlerin incelenmesi için tasarlanmış 4.000 metrekarelik tesisler, geçmişe ışık tutacak binlerce eseri içeriyor.
Müzede ayrıca 1.000 metrekarelik ana kütüphane, nadir eserler kütüphanesi, görsel kütüphane, Orta Doğu’nun en büyük tarihi eser restorasyon merkezi, 900 kişilik çok amaçlı salon, 500 kişilik 3D projeksiyon salonu, özel konuklara yönelik dinlenme salonu, bahçe, 10 derslik, iki konferans salonu ve bir bilgisayar laboratuvarından oluşan kapsamlı bir kültür merkezi yer alıyor. Yiyecek alanları ve çeşitli işletmelerden oluşan bir ticari bölge de müzenin önemli kısımlarından birini oluşturuyor.

MÜZENİN AVLUSUNDAKİ TARİHİ ESERLER
Müze avlusunda sergilenen güneş tekneleri, diğer adıyla Khufu tekneleri, müzenin en değerli eserleri arasında yer alıyor.
Kral Khufu’ya ait bu tekneler, firavunun öteki dünyaya taşınması için hazırlanan cenaze tekneleri olarak biliniyor ve tarihi 4.500 yıldan daha eskiye dayanıyor.
Büyük Piramit’in yanında bulunan bu tekneler, 1.200’den fazla parçaya ayrılmış ve aslına uygun bir şekilde restore edilmiştir.
Müzenin hava manzaralı Piramitler Restoranı, 6.000 metrekarelik bir alanda, tarihi eserler, aromatik bitkiler ve dinlenme alanlarıyla dolu bahçeler sunuyor.
Ayrıca müzede Piramitler Amfitiyatrosu da bulunmaktadır. Müze avlusunda restore edilerek cam bir kaide üzerine yerleştirilmiş 2. Ramses’in kartuşu, 70 ila 100 ton arasında bir ağırlığa sahip bir dikilitaş olarak ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

YAKLAŞIK 1 MİLYAR DOLAR MALİYETLİ BÜYÜK MISIR MÜZESİ
Proje, Mısır’ın eski Kültür Bakanı Faruk Husni tarafından 1990’lı yıllarda önerilmiş ve 2002 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek tarafından temeli atılmıştır. 2014 yılında Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin talimatı ile projeye hız verilen müze, yaklaşık 1 milyar dolara mal olmuş ve büyük ölçüde Japonya’nın kredileriyle finanse edilmiştir.
490.000 metrekarelik alanı ile dünyanın en büyük arkeolojik komplekslerinden biri olma özelliğini taşıyan müze, üçgen formda bir mimariye sahiptir ve “dördüncü piramit” olarak adlandırılmaktadır.
Müzede, Yunan-Roma dönemine ait eserler de sergilenmektedir. Müzenin logosu ise UNESCO ve Uluslararası Mimarlar Birliği’nin düzenlediği uluslararası bir yarışmanın sonucunda 10 Haziran 2018’de tanıtıldı. Binanın kimliğini yansıtan logo, müzenin yatay perspektifine göre tasarlandı.


