Kızıldeniz’deki jeopolitik riskler, İran destekli Husilerin ticari gemilere saldırılarıyla birlikte küresel piyasaları olumsuz etkiledi. Olaylar sonucunda Kızıldeniz’de konteyner geçişlerinde önemli azalmalar yaşandı ve sıvılaştırılmış doğalgaz gemi trafiği durma noktasına geldi. Uzmanlar, bu durumun deniz ticareti için büyük bir risk oluşturduğunu belirtti. Gemicilik şirketleri rotalarını değiştirerek Ümit Burnu’nu tercih etmeye başladı, bu da Kızıldeniz’deki gemi trafiğinde keskin düşüşlere neden oldu.
MarineTraffic verilerine göre, Kızıldeniz’de geçen yılın ilk çeyreğine göre konteyner gemi geçişleri yüzde 55,6 azalırken, LNG gemi geçişleri yüzde 84,3 düştü. Diğer gemi tiplerinde de benzer düşüşler yaşandı. Bu durum, navlun maliyetlerinde keskin artışlara neden oldu. Baltık Kuru Yük Endeksi’ne göre navlun fiyatları, Çin-Avrupa ve Çin-Akdeniz hatlarında yüzde 30-39 arasında artış gösterdi.
Ümit Burnu’nun tercih edilmesiyle Süveyş Kanalı’ndan geçişlerde ciddi düşüşler yaşandı. Rasmussen’a göre, bu durumun gemiler için daha uzun seyahat mesafeleri ve ek maliyetler anlamına geldiğini belirtti. Bölgedeki gerilimden önce konteyner talebinde bir sorun yaşanmazken, Kızıldeniz’deki kriz navlun fiyatlarını etkiledi ve arz-talep dengesini bozdu.
UNCTAD Ticaret Lojistiği Birimi Başkanı Jan Hoffmann’a göre, Süveyş Kanalı’na bağımlı olan ülkeler ve bölgedeki aktarma limanları bu durumdan olumsuz etkilendi. Mısır’ın transit gelir kaybı yaşadığı, Türkiye ve diğer Doğu Akdeniz ülkelerinin de maliyetlerin arttığı belirtildi. Kısacası, Kızıldeniz’deki jeopolitik riskler küresel piyasalarda dengesizlik yarattı ve ticaret rotalarını değiştirerek navlun fiyatlarında yükselişe neden oldu.



