Uyuşturucu Dosyası: Sivrisinek Var, Bataklık Yok!
Uyuşturucuyla Mücadele mi, Dokunulmazlar Rejimi mi?
Uyuşturucu Operasyonları Neden Hep Aynı İsimlerde Yoğunlaşıyor?
ÖZEL HABER
Türkiye’de son yıllarda uyuşturucuyla mücadele kapsamında yürütülen operasyonlarda dikkat çeken bir tablo ortaya çıkıyor. Özellikle sanat, magazin ve medya dünyasından tanınmış isimler hakkında sık sık gözaltı kararları alınırken, bu kişilere kokain denilen uyuşturucu kullanıp kullanmadıklarına yönelik kapsamlı tahliller uygulanıyor. Test sonuçlarına göre de adli süreçler başlatılıyor.
Bu operasyonlar kamuoyuna “kararlılıkla sürdürülen uyuşturucu mücadelesi” olarak yansıtılıyor. Ancak sürecin sadece kullanıcılar üzerinden ilerlemesi, toplumda ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Peki Bu Ülkede Üretilemeyen Bu Uyuşturucu Türkiye’ye Nasıl Giriyor?
Uzmanlara ve kamuoyundaki genel kanıya göre uyuşturucu maddeler bireysel çabalarla değil; organize, çok katmanlı ve uluslararası bağlantıları olan yapılar aracılığıyla ülkeye sokuluyor. Sınırlar, limanlar, kara ve deniz yolları, para transferleri ve dağıtım ağları bu sistemin parçaları olarak biliniyor.
Buna rağmen, operasyonların büyük bölümünün yalnızca kullanıcı konumundaki isimlerle sınırlı kalması dikkat çekiyor. Uyuşturucunun ülkeye girişini sağlayan, dağıtımını yapan ve finansal ağını yöneten kişilere yönelik kamuoyuna yansıyan soruşturma ve göz altıların yok denecek kadar az olması da eleştirilere neden oluyor.
Seçici Uygulama İddiaları
Kamuoyunda en çok dile getirilen sorulardan biri şu:
Gözaltına alınan isimler hangi kriterlere göre belirleniyor?
İhbar mekanizmasının nasıl işlediği, hangi bilgilerin hangi aşamada değerlendirmeye alındığı ve neden bazı çevrelerin bu sürecin tamamen dışında kaldığı net olarak açıklanmıyor. Sanat ve medya dünyasındaki isimlere yönelik hızlı refleksler gösterilirken, siyasi ve ekonomik güç merkezlerine yakın olduğu iddia edilen kişilere yönelik benzer uygulamaların yapılmaması “seçici uygulama” iddialarını güçlendiriyor.
Kullanıcıya Müdahale, Kaynağa Sessizlik
Eleştirilerin odağında şu görüş yer alıyor:
Uyuşturucuyla mücadele yalnızca kullanıcıya yönelirse, sorun çözülemez.
Uzmanlar, bunun “sivrisinekle mücadele edip bataklığı kurutmamak” anlamına geldiğini belirtiyor. Asıl mücadelenin, uyuşturucunun kaynağına, organizatörlerine ve finansal ayağına yönelmesi gerektiği vurgulanıyor.
Toplumsal Risk Büyüyor
Uyuşturucu kullanım yaşının giderek düştüğü, gençler arasında yaygınlaştığına dair veriler kamuoyuna yansırken; mevcut mücadelenin yeterli olup olmadığı sorusu her geçen gün daha yüksek sesle dile getiriliyor.
Toplumda oluşan ortak kanaat ise net:
Gerçek bir mücadele için yalnızca göz önündeki kullanıcı isimler değil, bu sistemin arkasındaki asıl yapıların da ortaya çıkarılması gerekiyor. Peki bu gizemli uyuşturucu baronları kimler? Ülkemizde imal edilemeyen bu kokain isimli uyuşturucu ülkemize hangi yollarla kimler tarafından hangi yollarla sokuluyor. İşte önemli olan da bu gizemli gerçeğin baronlarının kimler olduğu. Bu gerçek birileri tarafından bilinse de neden o isimlere kimse dokunamıyor? Bu bataklık kurutulmadığı sürece ülke genelinde her geçen gün bu illeti kullanıcı sayısı dahada artacak ve bu güne kadar göz altılarına her gün bir yeni kişiler eklenecek.
Aksi halde yapılan her operasyonun, kamuoyunda “algı yönetimi” olarak değerlendirilme riski taşıdığı ifade ediliyor.


