Dünya genelinde İsrail’in Filistin halkına yönelik katliamları nedeniyle tepkiler artmaya başladı. Türkiye’nin bu kapsamda İsrail’le ilişkilerini kesmesinin ardından, Kolombiya da benzer bir adım attı. Kolombiya Dışişleri Bakanlığı, resmi bir açıklama yaparak İsrail ile diplomatik ilişkilerini sonlandırdıklarını duyurdu. Kararın, Kolombiya hükümeti tarafından alındığı ve İsrail Büyükelçiliği’ne resmi bir nota iletilerek diplomatik personelin ülkeden ayrılma sürecine başlandığı ifade edildi.
Dışişleri Bakanı Luis Gilberto Murillo konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda, Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun kararlı duruşundan bahsetti. Petro’nun, İsrail’in Gazze’de Filistinlilere yönelik saldırıları sebebiyle diplomatik ilişkilerin kesilmesi gerektiğini belirttiği ve bakanlık ekiplerinin bu yönde çalışmalarını sürdürdüğü vurgulandı. İsrail Büyükelçiliği’nin durumdan haberdar edileceği bilgisi de kendisi tarafından paylaşıldı.
Gazze’deki insan hakları ihlalleri ve soykırım konusunda endişelerini dile getiren Petro, insanlığın bu tür vahşetlere seyirci kalamayacağını ifade etti. Petro’nun açıklamalarına göre, insanlık adına harekete geçmek ve Filistin halkının haklarını savunmak gerektiği belirtildi. Tüm dünya genelinde yaşanan bu büyük insanlık dramının sadece Filistin halkını değil, tüm insanlığı etkilediği düşüncesi Petro’nun kararını destekleyen önemli bir nokta olarak öne çıktı.
Kolombiya’nın İsrail ile olan diplomatik ilişkilerini sonlandırma kararı, diğer ülkelerde de benzer adımların atılmasına yol açabilir. Filistin halkının haklarını savunmak ve uluslararası kamuoyunun dikkatini bu yöne çekmek amacıyla atılan bu tür adımlar, İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarına tepki olarak değerlendiriliyor. Petro’nun liderliğinde alınan bu tür kararlar, diğer ülkelerin de benzer şekilde hareket etmesine ilham verebilir.
Sonuç olarak, Kolombiya’nın İsrail ile diplomasi bağlarını koparması, Filistin halkının yaşadığı zulme karşı bir duruş sergileyen ülkeler arasına katılmasını sağladı. Petro’nun liderliğinde alınan bu karar, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunan bir duruşun önemini bir kez daha vurguladı. Umulur ki, bu tür girişimler tüm dünyada barış ve adaletin sağlanmasına katkı sağlar.



