USD43,76
%0.08
EURO51,62
%-0.46
BIST14.259,90
%0.23
Petrol70,40
%4.42
GR. ALTIN7.026,89
%2.46
BTC2.890.414,24
%-2.1
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. Mektup: Hayallerin ve Sorguların Peşinde

Mektup: Hayallerin ve Sorguların Peşinde

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Küçük Bir Mektuptan Büyük Bir Sorguya: Üstün Dökmen’in “Mektup”u Üzerine

Remzi Kitabevi, 2024

 

Bazen bir mektup gelir; notların ötesinde, yılların biriktirdiği hayallerin ağırlığı da zarfın içinden dökülür. Üstün Dökmen’in yeni eseri Mektup, bu anlamda bir mektupla başlamaktadır. Roman, genç bir öğretmen adayının hayat, sistem, inanç ve kendi iç sesiyle hesaplaşmasına zemin hazırlıyor. Bu hesaplaşma pasif bir eylem değil; okur olarak biz de mektubu açıp, hayatımıza bir ayna tutuyoruz.

 

Romanın merkezi karakteri Mirza Emir, sıradan bir yaşamın olağan çabasını sürdüren genç bir bireydir. Ancak gerçek mücadele, dış dünya ile değil; içsel sorgulamaları ile gerçekleşmektedir. Büyük adam olma hayalleri kuran bir çocuğun, büyüyürken küçültülen hayalleri ve derinleşen yalnızlığına tanıklık ediyoruz. Dökmen’in anlatımı, bireysel bir serüvenin ötesinde, bu topraklarda büyümüş ve çeşitli zorluklarla başa çıkmaya çalışan binlerce gencin hikayesini içinde barındırıyor.

 

Mektup’un etkisi burada kendini gösteriyor: Kurgusal bir mekanda geçmesine rağmen, her ayrıntısı tanıdık. “Gardenbahçe” kasabası, çocukluğumuzun geçip gittiği sokaklara, anne dualarına ve babaların sessiz çabalarına kapı açıyor. Evrensel olan bir çocuğun “büyük adam” olma hayali, bu coğrafyada belirli bir sisle örtülüyor; bu karşılaşma yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kolektif bir boğulmuşluğun izlerini taşıyor.

 

Dökmen, bu romanında sadece bir hikaye anlatmıyor; anlatım biçimini de sorguluyor. Editöre hitaplar, dipnotlar ve parantez içindeki iç seslerle kurduğu ilişki, metne samimi ve yer yer ironik bir sıcaklık katıyor. Yıllardır “Küçük Şeyler”de yaptığı gibi, basit görünenin altındaki derinliği gözler önüne seriyor. Roman, hayat gibi küçük bir sarsıntıyla başlar; ancak zamanla, fay hattı gibi derinleşiyor.

 

Mirza Emir’in yaşadığı hayal kırıklıkları, bir tesadüf değil; sistematik bir sonuçtur. “Bir sınavdan geçemezsen hiçbir şey olamazsın” diyen devlet dili, yalnızca memuriyet kriteri değil; insanın içini kemiren sessiz bir karanlıkla da ilişkilidir. Roman, işte o karanlığın içinden yükselen -ya da yükselemediği- ışığı sorguluyor. En çok da, “Gerçekten ‘büyük adam’ olmak ne demek?” sorusunu gündeme getiriyor.

 

Dökmen’in kullanımı yalın; ancak derinlik ile dolu. Mizah, satır aralarına dingin bir şekilde sızıyor; acı ise açıkça yüzümüze çarpıyor. Romanın başında yer alan “Mühim ve Önemli Not”, yalnızca bir uyarı değil; edebiyatın özünü hatırlatan bir manifesto haline de geliyor. Kurgusal bir hikaye olmasına rağmen, kimi zaman gerçekle yan yana durabilecek kadar sahici bir anlatım sunuyor.

 

Bu nedenle etkileyici bir eser Mektup: Uzak olmayan bir Türkiye panoraması çiziyor. Bürokrasinin ezberleriyle biçimlenmiş sınav sistemini, eğitimdeki çıkmazları ve dinî öğretilerin yüzeysel tekrarını, geçmişin baskısı altında kalan yorgun bir kuşağın yükünü derinlemesine ele alıyor.

 

Mektup, Dökmen’in yalnızca psikoloji bilgisiyle değil, insana dair bir sevgiyle yazdığı bir eser. İçinde hem mizah hem de hüzün barındırıyor. “Ben de çobanlık yapıyorum, büyük adam olabilirim” diyen bir çocuğun umudu, sistemin kenarında silinen hayallerin karanlığında kayboluyor.

 

Her okuyucu, kendi yansımasıyla bu romanı deneyimleyecektir. Kimi Mirza Emir ile eski bir hayalini hatırlarken, kimi hala yürüdüğü yolu sorgulatıyor. Dökmen’in eseri, yanıtlardan öte sorularla dolu. Bu yönüyle etkileyici; çünkü bir roman, bazen yalnızca bir hayatı değil, bir hissi de anlatır.

Ve Mektup, işte böyle bir eser. Sessizce gelir, kapımıza bırakılır. Ardından içimizi değiştirmeye başlayarak yavaşça ilerler…

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Mektup: Hayallerin ve Sorguların Peşinde
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!