Öğretmenlerin Tasfiyesi ve Eğitimdeki Siyasi Gerginlikler Üzerine
Siyasi gerekçelerle eğitim sisteminde yaşanan gelişmeler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) proje okullara yönelik atama kararlarıyla birlikte büyük bir tepkiye yol açtı. Öğrenciler, alınan kararları protesto etmek amacıyla “Öğretmenime Dokunma!” adlı bir hareket başlatırken, lise öğrencileri derslere katılmamaya başladı. Olayların ardındaki iddialar oldukça endişe verici bir tablo sunuyor: muhalif görüşteki öğretmenlerin eğitim sendikaları ve mezunlar tarafından sistematik olarak tasfiye edildiği öne sürülüyor.
Yaşanan atama krizi, eski Anadolu liseleri gibi köklü ve geleneğe sahip okullarda yoğunlaştı. Öğretmenlerin 12-17 Şubat 2025 tarihleri arasında başvurduğu atama süreçleri, bir anda kadro dışı bırakılan eğitimcilerle dolup taştı. Bu durum, özellikle öğretmenlerin görev sürelerinin 27 Haziran’da dolmasıyla birlikte daha da belirgin hale geldi. Eğitim emekçileri sendikaları, bu kararların okullarda kadrolaşmaya yol açabileceğini belirterek, süreci sert bir dille eleştirdiler.
Eğitim Sendikası’ndan Kemal Irmak, atama süreçlerinin somut, ölçülebilir ve nesnel bir temele dayanmadığını belirterek, durumun siyasi ve idari kanaatlerle şekillendiğini dile getirdi. Ayrıca bu keyfi uygulamaların öğretmenler ve öğrenciler için ciddi mağduriyetlere yol açtığını da vurguladı. 2014 yılında getirilen proje okulu uygulamasının getirdiği keyfiliği ve ayrımcılığı öne çıkaran öğretmenler, özellikle öğretmen atamalarındaki süreçte çarpıklıklara dikkat çektiler. Bu bağlamda, sözlü sınavda başarı gösteremeyen, kadrosuz kalan veya yer değişimi gerçekleştirilen meslektaşları adına kaygılarını dile getirdiler.
Eğitim-İş Sendikası, durumu eleştirirken, eğitim sisteminin artık tarikatların etkisi altında yönetildiğine dair ciddi endişelerini dile getirdi. Yapılan açıklamalar, hem sert hem de karamsar bir yaklaşım içeriyor. Bir eğitimci, bu tür bir açıklamayı gerekli görüyorsa, toplumun her kesiminin bu durumu derin bir şekilde sorgulaması gerektiği mesajını veriyor. Bakanlık tarafından henüz bir açıklama yapılmamış olması, muhalif öğretmenlerin hedef alınması iddialarının daha da korkutucu bir hal almasına neden oluyor.
MEB’in bu konuda derhal harekete geçmesi, mağduriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik adımlar atması gerektiği oldukça açık. Aksi takdirde üzerlerine atılan bu ağır suçlamalar, eğitim sisteminin geleceğini tehdit eden bir durum yaratabilir. Bu tür sorunların daha da derinleşmemesi için eğitimin temel yapısının güvence altına alınması şart. Öğretmenlerin ve öğrencilerin yaşadığı bu kaotik ortamda, durumun takipçisi olmayı ve gelişmeleri aktarmayı sürdüreceğim. Eğitim, toplumun her kesimini etkileyen önemli bir mesele; bu yüzden yaşananların ciddiyetini tüm tarafların göz önünde bulundurması gerekiyor. Bu gördüğümüz bir kabus olmak zorunda değil.


