İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sanatçı ve oyuncuların menajerliğini üstlenen Barım hakkında bazı sosyal medya paylaşımlarında ve haberlerde yer alan iddiaları dikkate alarak resen bir soruşturma başlattı. Bu soruşturmanın amacı, iddiaların maddi gerçeğini ortaya çıkartmak. Şu an için soruşturma süreci devam ediyor.
Soruşturma kapsamında, oyuncu Deniz Işın “mağdur” sıfatıyla ifade vermek üzere savcılığa çağrıldı. ID İletişim’in kurucusu olan Barım, birçok ünlü oyuncunun menajerliğini yaparak dikkat çekmiş, ancak sektörde tekelleşmeye neden olduğu iddiaları ile de gündeme gelmiştir. Ayrıca, kendisine karşı çıkan oyuncuları piyasadan uzaklaştırdığı yönünde de çeşitli iddialar ortaya atılmıştır.
Soruşturma süreci ilerledikçe, Ayşe Barım hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu. Diğer yandan, Barım’ın menajerliğini yaptığı ünlü oyuncu Serenay Sarıkaya, tanık olarak ifade vermiştir. Bu durum, Barım’ın menajerlik faaliyetlerinin yanı sıra, çeşitli iddialar ve tartışmalarla iç içe geçmiş olduğunu gösteriyor.

“BİZZAT İŞİME ENGEL OLDU” DEMİŞTİ
Ayşe Barım ile ilgili çeşitli iddiaların ortaya atılmasının ardından oyuncu Deniz Işın, Barım’ın işlerine müdahale etmeye çalıştığını belirten bir açıklama yaptı. Işın, “Kadın dayanışması istediğiniz kadın yüzünden kaç tane kadın oyuncunun hakkına girildiğini düşündünüz mü hiç? Kendisi bizzat işlerime engel olmaya kalktı, tanıdığım çok yetenekli kadın oyuncuların önünü kesti. Eğer bir mafyalaşma varsa, kadın ve insan hakları savunucusu olarak en çok sizin ses çıkarmanız gerekir. Kime kim peşkeş çekti bilmem ama şaşırmam. Sırası geldi diye delirmeyin, elbet kokusu çıkacaktı” diyerek Barım’a karşı sert eleştirilerde bulundu.
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, bu tür olayların sadece sanatsal camiada değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları gibi önemli konularda da yankı bulduğu görülmektedir. Işın’ın bu konudaki vurgusu, sadece Barım’ın kişisel olarak kadınların kariyerlerine olan etkisi ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda kadın dayanışmasının önemini de dile getiriyor. Kısacası, Barım’ın eylemleri yalnızca bireysel bir sorun olmanın ötesinde, daha geniş bir toplumsal meseleye işaret ediyor.


