USD43,73
%0.06
EURO51,82
%-0.05
BIST14.339,30
%0
Petrol68,39
%-0.38
GR. ALTIN6.973,33
%-0.6
BTC0,000000
%0
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Suriye’de Özgürlük Değil, Katliam Çığırtkanlığı!

Suriye’de Özgürlük Değil, Katliam Çığırtkanlığı!

featured
Ülkelerindeki iç savaş nedeniyle Türkiye'ye sığınan Suriyeli ailelerin burada dünyaya gelen çocukları, yeni vatanlarında aldıkları eğitimle geleceğe hazırlanıyor. En fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan kentlerin başında gelen Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesindeki Süleyman Şah Konaklama Tesisi'nde barınan yaklaşık 700 çocuk da eğitim-öğretimle tanışmanın heyecanını yaşıyor. ( Halil Fidan - Anadolu Ajansı )
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Hür dünya”nın, “Avrupa değerleri”nin, “İslam hoşgörüsü”nün ve “özgürlükçülüğün” tanıklığında her ülke, Suriye gibi zor bir sınavdan geçiyor. Bugüne kadar yüceltilmiş olan değerlerin, özellikle Batılı ülkelerin müdahaleleriyle 2011 yılından bu yana süregelen iç karışıklık sürecinde tam anlamıyla sınanmış durumda. Suriye sahasında yaşananlar, liberallerin ve çeşitli muhalif grupların yanlış değerlendirmeleriyle daha da karmaşık hale geldi. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen liberaller, buradaki Selefi cihatçı anlayışları muhalefetin özgürlükçü temsilcileri olarak görmekte büyük bir yanlış yaptılar. Bu durum, dahi sosyalistlerin de benzer bir çizgiye kaydığı bir hegemonyaya dönüştü.

Batılı güçlerin Suriye üzerindeki planları – özellikle İsrail ve ABD’nin – oldukça açıktı. Bu stratejiler, Suriye’nin parçalanması kapsamında şekillenmişti ve Baas rejimi, “Nusayri diktatörlüğü” olarak tanıtılarak, halk desteği zayıflatılmaya çalışıldı. Bu propaganda sonuç vermiş olacak ki, geride bırakılan on üç yıl içinde binlerce insan hayatını kaybetti. Bunun yanı sıra, birçok Suriyeli, insan kaçakçılarının ve organ mafyalarının eline düştü, denizlerde servis edilen cansız bedenlerle sonuçlanan ilginç bir trajedi yaşandı. Milyonlarca Suriyeli, mülteci olarak çeşitli ülkelere göç ederek, zor ve acı dolu yaşamlar sürmek zorunda kaldı.

Gelinen noktada, Suriye parça parça olmuş durumda. Fakat Batılı ülkelerin desteklediği ve Türkiye’nin de destek sağladığı Esad muhalefeti, kontrolü ele almayı başarsa da, Suriye’ye hâlâ huzur gelmiş değil. Bu noktada, mevcut yönetimin tüm günahlarının, özellikle de Arap Alevilerine kesilmek istendiği dikkat çekici bir durum. İktidara yakın bazı gazetelerde açıkça Aleviler hedef gösteriliyor, örneğin Yeni Şafak yazarlarından İsmail Kılıçarslan, Suriye’de öldürülenleri “Nusayri köpekleri” olarak adlandırıyor. HTŞ’nin (Heyet Tahrir el-Şam) Şam’da kontrolü ele geçirmesinin ardından “siyasal Alevilik” söylemi yeniden gündeme getirildi ve bu kavram aracılığıyla düşmanlık, kin, ötekileştirme ve aşağılamalar sürdürülmekte.

Bu tehlikeli söylemin, insan hakları ihlalleri ve meşru katliamları haklı çıkarma durumu, sınır tanımadan devam ediyor. Aralık ayından itibaren, özellikle Hama ve Humus bölgelerinde süregeldiği belirtilen insan hakları ihlalleri, Lazkiye ve Tartus çevresinde toplu cinayetlere dönüştü. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin verilerine göre, sivil kayıpların sayısı 1383 olarak kaydedildi, ancak Birleşmiş Milletler gözlemcileri tam rakamın belirlenemediğini bildiriyor. Binlerce insan, açlık ve sefaletten kaçmak üzere Lübnan’a sığınmaya çalıştı, kimileri ise aç susuz dağlara çıkarak hayatta kalmaya çabalıyorlar.

Ancak, dünya bu duruma kayıtsız kalmaya devam ediyor. Türkiye’deki İslamcılar, Emevi Camii’nde namaz kılma yarışındayken, AB’den ABD’ye kadar birçok Batılı ülke, HTŞ ile diyalog kurmak adına diplomasi atağında bulunuyorlar. Şam’daki sarayda dışişleri bakanları, ellerini sıkmaktan kaçınıyorlar. Hatta Colani, Brüksel’e davet ediliyor. Tüm bu gelişmeler, yaşanan büyük felaketin ortasında gerçekleşiyor.

Ayrıca, HTŞ ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında bir anlaşma yapıldığı bildirildi. Bu, pek çok kişi tarafından beklenmeyen bir durumdu. Ancak, Şubat ayının sonlarına doğru, mutabakatın gerçekleştirilip yalnızca kamuoyuna açıklanmadığı anlaşıldı. Anlaşmanın 6. maddesi, Suriye Alevilerinin “Esad artıkları” olarak nitelendirildiği bir bölüm içeriyor. Yani bu madde, iki taraf arasında “Esad kalıntıları”na karşı ortak bir mücadelenin ifadesi. Anlaşmanın, ABD ve İsrail’in gözetimi ve iradesiyle sağlandığı ise açıkça ortada. Bu gelişmeler yaşanırken, Colani devlete bir can simidi olmuş durumda; ilahiler, ilginç bir şekilde etkili bir propaganda aracı haline geldi.

Sonuç olarak, Batılı ülkelerin meşruiyet anlamında karşılaştıkları tablo, şiddet ve gözyaşı ile dolu bir Suriye sahnesini aydınlatan karanlık bir durum olarak öne çıkıyor. Emperyalizmin vicdanının olmaması, bu sürecin daha karamsar bir hâle gelmesine sebep olurken, Batılı ülkelerin ardı ardına destek açıklamaları da bizleri derin bir üzüntüye sürüklüyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Suriye’de Özgürlük Değil, Katliam Çığırtkanlığı!
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!