
Tip 1 Diyabetin Önemi ve Türkiye’deki Durum
CHP Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Tip 1 diyabetin pankreasın insülin üretememesi nedeniyle ömür boyu insülin tedavisi gerektiren bir kronik hastalık olduğunu belirtmiştir. Türkiye’de yaklaşık 30 bin çocuk ve 100 binden fazla yetişkinin bu hastalıkla mücadele ettiğini vurgulayan Kara, hastaların hayatını kolaylaştıran sürekli glikoz izleme sensörlerinin önemi üzerinde durmuştur. Bu sensörler, kan şekerini gerçek zamanlı olarak izleyerek komplikasyon riskini azaltmakta ve yaşam kalitesini artırmaktadır. Özellikle çocuklar ve yoğun yaşam temposundaki yetişkinler için bu cihazlar, acı verici parmak delme ölçümlerinin ortadan kaldırılmasıyla önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir.
Sensörlerin Maliyet ve Erişim Sorunları
Ancak Nermin Yıldırım Kara, bu sensörlerin yüksek maliyetleri nedeniyle birçok hasta ve ailesinin bunlara erişim sağlayamadığını ifade etmiştir. 2024 yılında 18 yaş altı çocuklar için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kapsamına alınmasının önemli bir adım olduğunu, fakat yetişkin diyabet hastalarının hâlâ bu desteği almadığını belirtmiştir. Ayrıca, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sosyal yardım programları çerçevesinde sağlanan cihaz yardımları da sınırlı kalmaktadır. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Tip 1 diyabet hastalarının komplikasyonları sağlık sistemine yıllık milyarlarca lira ek yük getirmekte ve bu durum, sağlık maliyetlerini artırmaktadır.
Kara, sensörlerin yaygın kullanımı sayesinde bu maliyetlerin azaltılabileceğini ve hastaların sağlıklı bir yaşam sürmelerinin mümkün olabileceğini öne sürmüştür. Ancak SGK’nın mevcut politikalarının yalnızca belirli bir gruba hizmet ettiğini ifade etmektedir. Anayasa’nın 56. maddesine atıfta bulunarak, devletin herkesin sağlıklı bir yaşam hakkını koruması gerektiğini ve bu bağlamda sensörlerin tüm Tip 1 diyabet hastalarına ücretsiz sağlanması için acil adımlar atılması gerektiğini dile getirmiştir.
Türkiye’de Diyabet ile İlgili Veri Sorunları
Kara, Sağlık Bakanlığı’nın uygulamalarında bazı tutarsızlıklar olduğunu da vurgulamıştır. Özellikle diyabet hastalığı ile ilgili verilerin güncel ve açık olmadığını ifade eden Kara, 2016 yılında Diyabete Göz Yumma Programı kapsamında 1 milyon 17 bin Tip 1 diyabet hastası olduğunun belirtildiğini, ancak 2023’te yayımlanan Diyabet Programı’nda 20 yaş altı ve çocuk olup Tip 1 diyabet taşıyanların sayısının yalnızca 25 bin 759 olarak gösterildiğini aktarmıştır. SGK’nın 2022 yılında yaptığı açıklamada ise diyabet tanısı konmuş 10 milyon yurttaş bulunduğu bilgisi verilmiştir.
Bu durum, Sağlık Bakanlığı’nın ülkemizdeki diyabet hastalarının sayısını doğru bir şekilde bilmediğini veya takip etme çabası içinde olmadığını ortaya koymaktadır. Verilerin güncelliğini kaybetmesi veya gizli tutulması, hükümetin hoşlandığı bir yönetim tarzı haline gelmiştir. Kara, bu tür bir bilgi gizleme uygulamasının obskürantizm adı verilen bir yönetim anlayışına dayandığını ve buna karşı mücadele edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Sonuç ve Talepler
Nermin Yıldırım Kara, toplumsal sağlıkta eşitlik sağlanması adına senözlerin yaş sınırı olmaksızın tüm hastalara ücretsiz sağlanması gerektiğini ve diyabet yönetiminde eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi gerektiğini talep etmektedir. Bu bağlamda, SGK’nın sensörleri tüm Tip 1 diyabet hastaları için geri ödeme kapsamına alması, yerli sensör üretimi için AR-GE çalışmaları teşvik edilerek maliyetlerin düşürülmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Bu adımlar atılmadığı takdirde, diyabet hastalarının sağlık hakları ve yaşam kaliteleri büyük bir tehdit altına girecektir.



