Mahir Taşkın, 23 Şubat 2025 yılında, uzun yıllar sanat ile iç içe geçen bir hayatın ardından sonsuzluğa uğurlandı. Şırnak’ın sıcak atmosferinde doğup büyüyen, Güneydoğu Anadolu’nun renklerini ve dokusunu kalemiyle ifade eden bir ozan olarak biliniyordu. 1985 senesinde yayımlanan “Göğsünde Saklı Aşk” adlı şiir kitabıyla, toplumun derin duygularını dile getiren, umut veren bir şair olarak tanındı. Ancak, zamanla şiirin sınırlarını aşmaya başladığını fark ederek, sessiz sedasız kalemini bırakıp fotoğraf makinesiyle yola çıktı.
Mahir Taşkın’un fotoğrafla olan ilişkisi, gerçek anlamda büyük bir değişimin öyküsüydü. 2000 yılında EFSAD’a katıldığında, karanlık odanın büyüsüyle tanıştı. İlk sergisi “Gözün İçindeki Masal” ile dünyayı bir sanatçının gözünden anlatmaya başladı. Onun için, fotoğraf, kelimelerin bıraktığı boşluğu dolduran bir ifade biçimiydi; cümlelerin yerini görüntüler, mısraların yerini fotoğraflar aldı.
Taşkın’ın çektiği fotoğraflar, insanoğlunun iç dünyasını aydınlatan anlık yakalamalardı. Sabahattin Ali, Cemal Süreya gibi ustalardan ilham alarak, sanatçıların, yazarların, şairlerin yüz ifadelerinde, gözlerindeki derinlikte duyguların izini sürdü. Turgut Uyar’ın, Behçet Necatigil’in, Attila İlhan’ın evlerinde, onların dünyalarına gizlice girerek en samimi anlarını fotoğraf karelerine hapsetti. Can Yücel’i Ayvalık’ta, Sezen Aksu’yu konser öncesi Bodrum’da, Tezer Özlü’yü Kars’ta çekerken, her karede bir hikaye, her yüzde bir öykü gizliydi.
Mahir Taşkın’ın fotoğraflarında sadece insanlar değil, yaşanmış deneyimler de vardı. Sanat dünyasının ve edebiyatın usta isimleri bir araya geliyordu onun çektiği karelerde. Onun fotoğrafları, zamanın ötesine geçen belgeler, sanatın sessiz ama güçlü anlatımlarıydı. 15 yıl boyunca biriktirdiği binlerce kare, 1500’ü aşkın portre ve yüzlerce özel anı, birer hazinem gibi arşivinde yer etti.
Ancak bu büyük sanatçının gözünden gördüğü dünya, şimdi o karelerde donmuş anılarla dolu. Mahir Taşkın, sadece fotoğraf makinesiyle değil, aynı zamanda kalbiyle de çektiği bu karelerde yaşamaya devam edecek. Onun eksikliği, Türk sanat dünyasında büyük bir boşluk yaratırken, geride bıraktığı eserleri, ışıkla çizdiği duyguları, sanata adadığı ömrü unutulmaz bir miras olarak kalacak.
Sonuç olarak, Mahir Taşkın’ın vefatı sanat camiasında büyük bir üzüntü yarattı; ancak bu üzüntü, onun fotoğraflarına yansıyan derin anlamlarla dolu bir sessizliği beraberinde getirdi. Taşkın’ın ruhu, o sessiz karelerde, o anlarda ve o yüzlerde sonsuza kadar yaşamaya devam edecek.


