Vergisiz Dijital Soygun!
Dijital Sömürünün Adı: Sosyal Medya Algoritmaları Türkiye’den Milyarları Alıyor, Vergi Yok, Hesap Yok…
ÖZEL HABER
Bu artık bir iddia değil, çıplak bir gerçektir.
Sosyal medya platformları yıllardır Türkiye’yi sessiz sedasız sömürüyor, kimse de bu gidişata “dur” demiyor.
Reklam ve tanıtım adı altında, Türk firmalarından ve esnaftan milyonlarca dolar toplayan küresel dijital devler; Türkiye’de ne doğru düzgün bir merkez açıyor, ne de kazandıkları paranın hakkını bu ülkeye ödüyor. Para burada kazanılıyor, kasa başka ülkelerde doluyor.

Türkiye Pazar, Ama Ülke Değil
Google, Meta (Facebook–Instagram), X ve benzeri platformlar için Türkiye yalnızca bir reklam pazarı.
Milyonlarca kullanıcı, binlerce reklamveren, tonlarca veri…
Ama iş resmî sorumluluğa gelince ortada kimse yok.
-
Türkiye’de tam teşekküllü ofis yok
-
Vergi yükümlülüğü yok denecek kadar az
-
Hesap soran yok
Bu tablo, dijital sömürünün en rafine hali.
Sakız Satan Vergi Ödüyor, Algoritma Sahibi Ödemiyor
İşin en can yakan tarafı da burada başlıyor.
Bu ülkede sokakta sakız satan vatandaş:
-
Gelir vergisi ödüyor
-
Deftere tabi tutuluyor
-
Denetimden geçiyor
Ama algoritmalarla milyarları yöneten küresel şirketler için bu kurallar geçerli değil. Bu mu adalet? Bu mu eşitlik?
“Para Vermezsen Görünmezsin” Tehdidi
Bu platformların kurduğu sistem açık:
Reklam vermeyen yok sayılıyor.
Yerel medya, küçük işletme ve bağımsız girişimler algoritmaların insafına bırakılıyor.
Sonuç mu?
-
Reklam bütçeleri dövizle yurt dışına akıyor
-
Yerli ekonomi kan kaybediyor
-
Yerli dijital mecralar boğuluyor
Bu bir ticaret değil, zoraki bir haraç düzeni.
Algoritmalar Devletten Güçlü Mü?
Asıl sorulması gereken soru bu.
Bugün algoritmalar:
-
Ne göreceğimize
-
Kimi tanıyacağımıza
-
Hangi markanın ayakta kalacağına
karar verecek kadar güçlü.
Ama bu gücün karşılığında ne şeffaflık var, ne hesap verme, ne de sorumluluk.
Neden Kimse Fren Yapmıyor?
Birçok ülke dijital hizmet vergileriyle bu şirketleri masaya oturtmuşken, Türkiye’de atılan adımlar yetersiz ve etkisiz kalıyor. Eleştiriler şu noktada birleşiyor:
-
Dijital ekonomide ciddi bir denetim boşluğu
-
Küresel şirketlerle yüzleşmekten kaçınılması
-
Yerli platformların yalnız bırakılması
Bu sessizlik sürdükçe kaybeden yalnızca devlet değil, milletin tamamı oluyor.
Bu Bir Ulusal Meseledir
Bu konu sadece reklam veya vergi meselesi değildir.
Bu;
-
ekonomik bağımsızlık,
-
dijital egemenlik,
-
vergi adaleti
meselesidir.
Türkiye’de vatandaş kuruşun hesabını verirken, algoritma baronlarının sınırsız kazançla elini kolunu sallayarak dolaşması kabul edilemez.
SON SÖZ
Ya bu dijital sömürü düzenine açıkça “dur” denecek,
ya da Türkiye algoritmaların kolonisi olmaya devam edecek.
Başka bir seçenek kalmamıştır.


