Polonya Başbakanı Donald Tusk, Slovakya Başbakanı Robert Fico’ya yapılan suikast girişimi sonrasında kendi hayatının da tehlikede olduğunu belirtti. Tusk, kendisine yöneltilen ölüm tehditlerine ilişkin bir sosyal medya paylaşımında bulundu ve tehditlerin arttığını ifade etti. Polonya Devlet Koruma Servisi yetkilileri, Fico’ya yönelik suikast girişimi sonrasında Tusk’ın koruma sayısının artırılacağını duyurdu. Bu durum, Tusk’un güvenliği konusunda endişeleri artırdı.
Robert Fico, Bratislava yakınlarındaki Handlova kasabasında katıldığı bir toplantı sonrasında silahlı saldırıya uğramıştı. Saldırı sırasında vücuduna isabet eden mermilerle yaralanan Fico, acil bir şekilde hastaneye kaldırılmış ve ameliyata alınmıştı. Saldırganın, sol görüşlü bir vatandaş olduğu ve hükümetin politikalarını beğenmediği için saldırıyı gerçekleştirdiği konuşuluyordu. Fico’nun ameliyatının başarılı geçtiği ancak halen ciddi bir durumda olduğu ifade edilmişti.
Olaylar, iki ülkenin siyasi sahnelerinde endişe yaratmış ve güvenlik önlemlerinin artırılmasına sebep olmuştu. Hem Donald Tusk hem de Robert Fico, siyasi faaliyetlerine devam ederken daha fazla güvenlik tedbirinin alınması taleplerini dile getirmişti. Her iki lider de halka karşı olan sorumluluklarını yerine getirme konusunda kararlı olduklarını vurgulayarak, ülkelerindeki huzur ve istikrarın korunması için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını belirtmişti.
Polonya ve Slovakya gibi komşu ülkeler arasındaki ilişkiler, bu tür olaylar neticesinde gerilmiş ve taraflar arasında karşılıklı güven endişeleri oluşmuştu. Ancak her iki başbakan da gerginliği azaltma ve iş birliğini sürdürme konusunda kararlı olduklarını ifade etmişti. Tusk ve Fico, böyle olayların yeniden yaşanmaması için ortak tedbirler alınması gerektiğini vurgulayarak, halklarına güvenlikleri konusunda garanti vermişlerdi.
Sonuç olarak, Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Slovakya Başbakanı Robert Fico’ya yönelik suikast girişimleri, her iki ülkenin siyasi gündemini belirleyen olaylar arasında yer almıştı. Tusk ve Fico, olası tehditlere karşı uyanık olacaklarını ve halklarının güvenliğini sağlama konusundaki kararlılıklarını sürdüreceklerini açıklamışlardı. Bu tür olaylar, uluslararası ilişkilerdeki hassasiyetleri de ortaya koymuş ve Polonya ile Slovakya arasındaki ilişkilerin geleceği üzerinde spekülasyonlara sebep olmuştu.



