ENKAZ ALTINDAKİ VATANDAŞIN SESİNİ DUYAN VAR MI?
“Dün Dersi” Şart Oldu: Mehmet Saatçi’den Vicdanları Kanatan “Unutma Ülkesi” Analizi!
ÖZEL HABER / Mehmet SAATÇİ
6 Şubat… Sadece binaların değil, “bir şey olmaz”cılığın, denetim palavralarının ve kolektif vicdanın enkaz altında kaldığı o uğursuz saat: 04.17. Aradan zaman geçti, enkazlar sıvandı ama hafızalar döküldü. Yazarımız Mehmet Saatçi, bugün kaleme aldığı o zehir zemberek yazısında hepimizin yüzüne tek bir gerçeği haykırıyor: “Bu ülke sadece bir deprem ülkesi değil, aynı zamanda bir unutma ülkesi!”
MEB Müfredatına “Dün Dersi” Şart!
Saatçi’nin yazısındaki en dikkat çekici öneri, toplumun hafıza kaybına bir teşhis koyuyor: “MEB müfredatına din dersi yerine dün dersi eklenmeli.” Çünkü biz unuttukça fay hatları sadece toprakta değil, toplumun tam ortasında, betonla vicdan arasında kırılmaya devam ediyor.
Fakir Rüyasında Bile Zararda!
Yazıda sadece toprak altındaki sarsıntı değil, cebimizdeki yangın da var. Saatçi, bilinçaltımıza kadar sızan ekonomik buhranı kendi rüyası üzerinden öyle bir anlatıyor ki, “zengin rüyasında servet görür, fakir rüyasında bile zarara girer” sözü 2026 Türkiye’sinin özeti oluyor. Günlük 40-60 lirayla hayata tutunmaya çalışan insanın rüyasına bile enflasyonun girmesi, ruhsal enkazın ne kadar derin olduğunu kanıtlıyor.
Sorumluluk Duygusu Binadan Daha Hızlı Çöktü
6 Şubat’ın üzerinden geçen zamana rağmen Saatçi’nin sorduğu sorular hala cevapsız:
-
Aynı fay hattına neden yine aynı bina dikiliyor?
-
İmar affı neden hala bir “çözüm” gibi pazarlanıyor?
-
Neden suçlu aranırken dosyalar, sorumlular bulunurken koltuklar yer değiştiriyor?
“Cesaret Bulaşıcıdır!”
Yazısını “Okuyucular üzülmesin, çünkü Bozkurtlar dirilecektir” ve “Cesaret Bulaşıcıdır” notuyla bitiren Saatçi, aslında hepimize bir direnme çağrısı yapıyor. Hatırlamanın bir rahatsız olma ve susmama eylemi olduğunu vurgulayan bu köşe yazısı, sadece bir metin değil; enkazın altından hala sesini duyurmaya çalışan milyonların çığlığıdır.




