Çukur Siyaseti, Yüksek Vergi, Sıfır Hizmet Çerkezköy’e Hoş Geldik!

Bugün pazar.
Adettendir dedim, oturdum yazdım.
Ama bu kez iç dökmek değil, dert kusmak için…
Diyeceksiniz ki “Hayırdır?”
Evet dostlarım, hayır ama bu hayır, bildiğiniz gibi değil.
Ben bu yaşıma geldim, siyaseti de siyasetçileri de sevemedim. Çünkü mesleğim gereği çok siyasetçiyi yakından tanıdım. Hiçbirinin “vatan, millet” diyerek millet için yanıp tutuştuğunu görmedim. Çoğu siyaseti hizmet için değil, kişisel kariyer ve koltuk için yapıyor.
Bazıları var ki ideoloji falan hikâye…
Sabah sağcı, akşam solcu.
Bazıları da var dini siyasete alet ediyor;
Yani siyaset biraz yalan biraz dolan dostlarım…
Kısacası siyaset onlar için gömlek gibi: kirlenince değiştir.
Bu yüzden lafı dolandırmayacağım.
Ben yıllarca İstanbul’un çeşitli ilçelerinde yaşadım. Bundan önceki son durağım Büyükçekmece oldu. Otuz yıl…
Otuz yıl boyunca CHP’li bir başkan, Dr. Hasan Akgün, ilçeyi sanki tapulu malı gibi yönetti. Her seçim aynı masallar, aynı vaatler… Metrobüs TÜYAP’tan aşağı bir metre inemedi ama hem kendi hem de belediye çevresi zenginleşti.
Ben gazeteciyim. Yolsuzluk hırsızlık ve haksızlık birde üstüne ego kibir varsa pislik neredeyse oraya giderim araştırır ve sonunda kimseden çekinmeden doğrucu Davut misali yazarım. Hasan Başkanı da neyi var neyi yok önce araştırdım sonra belgeleriyle kamu oyu adına yazdım, deşifre ettim. Yazdıklarımı da bu mecrada yani Girdap Haber’de yayımladım. Hepsini kamuoyu da, yargı da gördü ve değerlendirdi. Sonuç mu sonuç ortada…
Sonra ne oldu?
Evimiz “kentsel dönüşüm” adı altında yıkıma girdi. Kiralar uçtu. Emekli gazeteci maaşıyla İstanbul’da yaşamak hayal oldu. Kaça kaça Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesine sığındık.
Ve işte asıl film burada başladı.
İki aydır buradayım. İlçenin mahalleleri delik deşik.
Yol yok, düzen yok, altyapı yok.
Ama emlak vergisi var. Hem de Türkiye ortalamasının kat kat üstünde.
CHP’li Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay, vatandaştan emlak vergisini üç değil, altı kat alıyor. Hizmete gelince?
Bazı mahallelerde çorba dağıtımı, pazarda sosyal medya pozları…
Ama sokaklar köstebek yuvası.
Ben gelir gelmez yazdım: “Bu yolların hali ne?” diye.
Sağ olsunlar, sesimizi duymuşlar(!)
Mahallemizin çukurlarını öyle bir yamaladılar ki… Ayıp kelimesi bile yetmez.
Üstü yamayla kapatılan bu çukurlar aslında yönetim anlayışının özeti.
Diyelim ki belediye görevini yapmıyor.
Peki ya yerel medya?
Bölgede kendini gazeteci sanan, kral gibi dolaşan sözde yerel medya… Basın kartı var ama basın yok. İletişim Başkanlığı kartı ceplerinde, ama belediyeye tek soru yok. Hesap sormak yok. Vatandaş yok.
Sonuç mu?
Yağmurdan kaçarken doluya yakalandık.
Ama herkes şunu bilsin:
Ben bu şartlara alışırım. Alıştım da.
Ama susmam.
Bu ilçe köy değil.
Tarlalar mantar gibi inşaata açılıyorsa, belediye İmardan da yolunu buluyorsa, Çerkezköy şehir olmak zorunda.
Yoluyla, altyapısıyla, çevresiyle…
Toplanan emlak vergileri, Atatürk caddesinde anlık cebellezi alınan otopark paraları halka harcanmak zorunda.
Bu paraların hesabı sorulmalı.
Buradan açıkça söylüyorum:
Ben bu işin takipçisiyim.
Daha sahaya tam inmediğimi de not düşeyim.
Bazı yerlerden pis kokular geliyor.
Şimdilik burnumu kapatıyorum.
Ama bu devran böyle gitmez, gitmeyecekte.
Buda böyle biline… Herkes susar, biz hem konuşur hem de yazarız.
Gittiğin, yaşadığın her yerde sorunları, yolsuzlukları dile getiren bir gazetecisin! yazdıkların tüm ilçede yaşayan insanları ilgilendiren konulardır, herkes üzerine düşeni yapmalı! Başkanlarının makamlara halka hizmet için oturmalı, şov için değil. Sizi kutlutorum. Bu işin partizanlığı olmaz!
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️