Bir Gece, Bir Yükseliş, Bir Hatırlayış

Bu gece Miraç…
Sadece göğe yükselişin değil, insanın kendine dönüşünün gecesi.
Miraç Kandili çoğu zaman birkaç cümleyle geçiştirilen, sosyal medyada kopyala-yapıştır mesajlara sıkıştırılan bir geceye dönüştürüldü. Oysa Miraç; kaç gecenin, kaç acının, kaç sabrın ardından gelen ilahi bir davettir. Yani ödüldür. Ama bu ödül, önce yük taşımayı bilenlere verilir.
Peygamber’in Miraç’a yükselişi, en ağır imtihanlardan sonra gerçekleşmiştir.
Taif’in taşları hâlâ bedenindeyken…
En sevdiklerini toprağa verdiği bir dönemde…
Yalnızlığın, dışlanmışlığın, çaresizliğin tam ortasında…
Bugün kendimize sormamız gereken soru şudur:
Biz Miraç’ı gerçekten anlıyor muyuz, yoksa sadece anıyor muyuz?
Miraç bize şunu öğretir:
Yükselmek için önce eğilmeyi değil, sabretmeyi bilmek gerekir.
Kurtuluş, gücü elinde tutmakta değil; adaleti yüreğinde taşımaktadır.
Ve en önemlisi; insanın Rabbine yakınlığı, makamla değil, ahlakladır.
Bugün dünya bir gecede değil ama uzun süredir karanlıkta.
Savaşlar, yoksulluk, adaletsizlik, yalan ve korku hayatlarımızı kuşatmış durumda. İnsan insanın merhametini bile sorgular hale geldi. İşte tam da bu yüzden Miraç, geçmişte kalmış bir mucize değil; bugüne söylenen bir sözdür.
Diyor ki:
“Umudunu kaybetme.”
“Yere düşmüş olabilirsin ama bir gün göğe çağrılırsın.”
“Kapılar kapandı sanma, hâlâ açık bir yol var.”
Miraç Kandili, göğe bakarak değil; içimize bakarak idrak edilmesi gereken bir gecedir. Kırdıklarımızı hatırlamak, sustuğumuz haksızlıkları düşünmek, unuttuğumuz vicdanı yeniden uyandırmak içindir.
Bu gece eller semaya kalkarken, kalpler de birbirine biraz daha yaklaşsın.
Dualar sadece kendimiz için değil, sesi kısılmış herkes için olsun.
Belki de bu ülkenin, bu dünyanın en çok ihtiyacı olan şey;
yeni bir Miraç anlayışıdır.
Kandiliniz mübarek olsun.
Yükselişiniz göğe değil, iyi insanlığa doğru olsun.
ağızına düşüncene yüregine sağlık olsun.aglattın beni kanka